Zum Inhalt springen

Üç Aylar: Fırsatlarla Dolu

Üç aylar gibi bazı zamanlar vardır ki, Allah insanlara özel fırsatlar sunar. Bu zamanlar, içi altın ve mücevherle dolu bir tünel gibidir. Fakat bu kıymet, tünelin içindeyken her zaman fark edilmez.

Rivayete göre Zülkarneyn (a.s.), ordusuyla birlikte uzun ve yorucu bir seferden dönerken önlerine karanlık bir tünel çıkar. Askerler oldukça yorgundur. Buna rağmen Zülkarneyn (a.s.) onlara şöyle der:“ Bu tünele girince yerden alabildiğiniz kadar şey alın.”

Bu emir üzerine askerler üç gruba ayrılır:

Birinci grup şöyle düşünür: “Zaten çok yorgunuz. Burada olsa olsa taş vardır. Boş yere yük taşımaya ne gerek var?” Hiçbir şey almazlar.

İkinci grup der ki: “Belki bu emrin bir hikmeti vardır ama abartmaya gerek yok.” Sadece birkaç parça alırlar.

Üçüncü grup ise şöyle düşünür: “Bu emir boşuna verilmez. Komutanımızın mutlaka bir bildiği vardır.” Ceplerini, torbalarını, ellerinde ne varsa doldurabildikleri kadar doldururlar.

Tünelden çıkıp gün ışığına vardıklarında büyük gerçek ortaya çıkar:

Topladıkları şeyler taş değil, çok kıymetli mücevherlerdir.

O an herkes pişman olur:

  • Hiç almayanlar: “Keşke biz de alsaydık.”

  • Az alanlar: “Keşke biraz daha toplasaydık.”

  • Çok alanlar bile: “Keşke yanımızda daha fazla yer olsaydı.”

İşte üç aylar da böyledir. Allah bu mübarek zamanlarda bize pek çok fırsat sunar. Her gününü, her anını boş geçirmemek, yapılan her iyiliği çoğaltmak gerekir.

Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri bu hakikati şöyle ifade eder:

“Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerifte yüzden geçer, Şâban-ı Muazzamda üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı Mübarekte bine çıkar; Cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadirde otuz bine çıkar.” (Şualar, On Dördüncü Şua)

Yani üç aylar, kısa zamanda çok büyük kazanç elde edilebilen ilahi bir fırsattır.

Mühim olan, bu tünelden boş geçmemektir.