Berat Gecesi ve Faziletleri
Berat veya beraat Arapça براء – برائة berâe-berâet kelimesinin türkçeleşmiş halidir. Berâet kelime olarak sözlükte “suç, ayıp ve kusurdan uzak olmak, arınmak, temize çıkıp aklanmak, hastalıktan kurtulup iyileşmek, yükümlülükten kurtulmak, bir şeyin kendisinden olmayan şeylerden arınıp saf hale gelmesi” gibi anlamlarına gelmektedir.
Dini literatürde ise Berat gecesi, Şâban ayının on beşinci gecesine verilen isimdir. Gündüzünde oruç tutan, gecesinde ibadet ü taat, tevbe ve istiğfarda bulunan mü’minlerin, Allah’ın af ve mağfiretiyle günah yükünden ve dolayısıyla cehennem ateşinden kurtulacakları yani beratlarını alacakları umularak bu geceye “Berat gecesi”[1] denmiştir.
Berat gecesi için eserlerde “leyle-i nısf-ı şa’bân/şâbanın ortasındaki gece”, “mübarek gece”[2], “rahmet gecesi”[3], “sâk (belge) gecesi”[4] ve “Taksim ve Takdir Gecesi”[5] mânâlarına gelen terkipler kullanılmaktadır. Bu geceye ait “mübarek, sâk, rahmet ve takdir” şeklindeki dört kelime, aslında gecenin dört temel vasfını da teşkil etmektedir.
Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), Şaban ayının yarılandığı bu gecede Allah’a bol bol ibadet edilmesini, günahların affı, maddi ve manevi ihtiyaçların giderilmesi için dua edilmesini, gündüzünde ise oruç tutulmasını tavsiye etmiş ve o gece güneş batınca Allah Teâlâ’nın dünyaya rahmetiyle tecellî edeceğini bizlere şöyle müjdelemiştir:
“Şaban ayının on beşinci gecesi olduğu zaman, gecesinde ibadete kalkın. Ve o gecenin gündüzünde (on beşinci günde) oruç tutun. Çünkü o gece güneş batınca Allah Teâlâ dünyaya en yakın göğe inerek (rahmet nazarı ile bakarak) fecir oluncaya kadar, ‘Benden mağfiret, bağışlanma dileyen yok mu, onu bağışlayayım! Benden rızık isteyen yok mu, ona rızık vereyim! Belâya dûçar olan yok mu, ona afiyet vereyim! Şöyle olan yok mu? Böyle olan yok mu?’ buyurur.”[6]
İşte böyle bir gecede uyanan Hazreti Âişe validemiz, Allah Resûlü’nü (sallallâhu aleyhi ve sellem) yanında göremeyince dışarı çıkıp aramaya başlamış ve onu Bakî’ mezarlığında başını gökyüzüne kaldırmış dua eder bir vaziyette bulmuştu. Peygamber Efendimiz, Allah’ın rahmetinin bu gecede ne kadar geniş olduğunu anlatmak için Hz. Âişe’ye: “Şaban ayının yarılandığı gece Allah dünya semasına iner (rahmetiyle tecelli eder) ve Kelb kabilesinin koyunlarının kıllarından daha çok sayıda (Ateşe müstehak olan) günahkârı bağışlar.”[7] buyurmuştur.
Berat Gecesinin Fazileti
Berat gecesinin önemi ve kutsiyeti, Kur’ân-ı Kerîm’in işaretleri, Peygamber Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) beyanları, selef âlimlerinin bu konudaki mütalâaları ve dünden bugüne Müslümanların genel kabulü ile bu geceye ayrı bir değer vererek ihyâ etmeleri ile sabittir. Berat gecesinin fazileti ile ilgili olarak dünden bugüne pek çok eser te’lif edilmiş;[8] berat gecesiyle ilgili dinin temel referans kaynaklarında yer alan bilgiler bir araya getirilerek yorumlanmıştır. Bu gecenin önem ve faziletini ortaya koyan bir takım özellikleri şöyle sıralayabiliriz:
1. Kur’an-ı Kerim bu Mübarek gecede, toptan Levh-i Mahfuz’dan dünya semasına indirilmiştir.
Bazı müfessirler, Duhân sûresinin 3. Âyetinin bu geceye işaret ettiğini belirtmişlerdir:
“Hâ, Mîm. Açık olan ve gerçeği açıklayan bu kitaba yemin ederim ki; Biz onu (Kur’anı) mübarek bir gecede indirdik. (…) O, öyle bir gecedir ki her hikmetli iş (hiçbir yanlışı olmayan, kesinleşmiş, önlenmesi mümkün olmayan iş), tarafımızdan bir emir ile, o zaman yazılıp belirlenir.”[9]
âyetlerinde belirtilen “Leyle-i Mübâreke / Mübarek Gece”’nin Berat gecesi olduğu İbn-i Abbas (radıyallâhu anh), İkrime ve başka bazı müfessirler tarafından ifade edilmiştir.[10] İslam âlimlerinin çoğunluğuna göre ise bu gece Kadir gecesidir. Çünkü ayetlerde Kur’an’ın Ramazan ayında[11] ve Kadir gecesinde[12] indirildiği açıkça bildirilmektedir. Bu iki farklı yaklaşım Kur’ân’ın berat gecesi levh-i mahfuzdan dünya semasına inzali, Kadir gecesinde de peyderpey Peygamber Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) inmeye başladığı şeklinde telif edilmiştir.[13]
2. Berat gecesi, kaderden bir gecedir; her önemli işin hikmetli bir şekilde ayrımı ve tasnifi yapılır.[14]
Bu gecede bir yıllık kader programı takdir edilir, melekler tarafından defterlere tensih edilir. Rızıklar, eceller, zenginlik, fakirlik, ölümler, doğumlar hep bu esnada kaydedilir.[15] O sene hacca gideceklerin sayısı bile bu devrede takdir olunur. Herkesin ve herşeyin o sene içindeki mukadderatı, geleceği kaydedilir. Rızıklarla alakalı defter Mikail’e; harpler, zelzeleler, sâikalar, çöküntülerle ilgili defter Cebrail’e; amellerle alakalı defter, dünya göğünün vazifelisi büyük melek İsrafil’e; ölüm ve musibetlere ait nüsha da Azrail’e teslim olunur. Bu defterlerin düzenlenmesi Berat Gecesinde başlar, Kadir Gecesinde tamamlanarak her defter, sahibine teslim edilir.[16] Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Berat gecesinin bu yönünü şöyle ifade eder:
“Bu gelen gece olan Berat Gecesi, bütün senede bir kudsî çekirdek hükmünde ve beşerin mukadderatının programı nev’inden olması cihetiyle, kadir gecesinin kudsiyetindedir.”[17]
3. Berat gecesi, Peygamber Efendimiz’e (Sallallâhu aleyhi ve sellem) şefaat hakkının tamamı verilmiştir.
“Peygamber Efendimiz Şaban’ın 13. gecesinde Allah’a dua edip ümmetinin affını istemiş, kendisine üçte birinin affedileceği bildirilmiş, 14. gece yine dua etmiş bu sefer ümmetinin yarısı, 15. gece dua ettiğinde ise ümmetinden isyan ederek Allah’tan kaçanlar hâriç hepsinin affedileceği müjdesi verilmiştir.”[18]
4. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) Şakk-ı Kamer (ayın yarılması) mucizesi Berat gecesinde cereyan etmiştir.
Bazı eserlerde, Şakk-ı Kamer denilen Ay’ın ikiye ayrılması hadisesinin bir Berat gecesinde olduğu rivayet edilmiştir. Şaban ayının on beşinci gecesi, kafirlerin ısrarlı talebi üzerine Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) parmağıyla işaret ederek ayı ikiye bölmüş, bir müddet sonra tekrar birleşmiş; Mekke halkından kendisine inanan ve inanmayan herkes bu hadiseyi seyretmiştir.[19]
5. Kıble Berat gecesinde değişmiştir.
Bir kısım âlimlerin, asr-ı saadet döneminde Medine’de kıblenin Kudüs’teki Mescid-i Aksa’dan Mekke’deki Kâbe-i Muazzama istikametine çevrilmesinin hicretin ikinci yılında Berat gecesinde vuku bulduğunu söylemektedirler.[20]
6. Berat gecesi, Allah Kâbe’ye nazar kılar, hususi tecelli eder.
Bir rivayette: “Her yıl Allah’ın Kâbe’ye (hususi) bir tecellisi vardır. İşte o zaman mü’minlerin kalbleri Kabe’ye karşı meyledip arzu ve iştiyak duyar.” Hazreti Âişe: “Galiba bu, Şaban’ın on beşinci (Berat) gecesinde gerçekleşiyor.” demiştir.[21]
7. Berat gecesi, Mekke’deki zemzem suyu ziyadeleşir.
Elmalı Hamdi Yazır Hazretleri tefsirinde şöyle der: “Bir de bu gece zemzem suyunun açık bir biçimde artması ilâhî âdetlerdendir.”[22] Bir mânâda Zemzem suyu da Allah Teâlâ’nın yeryüzüne en yakın semaya rahmet ve bereketiyle tecellisinden nasibini almış olmaktadır.
8. Berat gecesi, Allah Teâlâ dünyaya en yakın semaya tecelli eder;
Duaları, tevbe ve istiğfarı kabul eder, günahları bağışlar.[23] Bu gece, günahlarından pişman olanlar, bağışlanmak ve manevî kirlerden arınmak isteyenler için bulunmaz bir fırsattır.
9. Başta Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) olmak üzere, Hazreti Ali’nin (radıyallâhu anh) ve Hazreti Davut’un bir müddetliğine evinden dışarıya çıktığı ve başını semaya doğru kaldırarak dua ettikleri bir gecedir.[24]
Nitekim hadis kaynaklarında belirtildiğine göre Hazreti Âişe validemiz, bir Berat gecesi uyanmış, Allah Resûlü’nü (sallallâhu aleyhi ve sellem) yanında bulamayınca dışarı çıkıp O’nu aramaya başlamış ve onu Bakî’ mezarlığında başını gökyüzüne kaldırmış dua eder bir şekilde bulmuştur.[25] Dolayısıyla Berat gecesi bir kabristana gitmek ve başını gökyüzüne kaldırıp dua etmek bir sünnet-i nebeviyedir.
10. Berat gecesi, Allah’ın kullarına ekstradan lütuf ve ikramlarda bulunduğu, bir gecedir.
Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) “Şaban ayının on beşinci gecesi olduğu zaman, gecesinde ibadete kalkın. Ve o gecenin gündüzünde (on beşinci günde) oruç tutun. Çünkü o gece güneş batınca Allah Teâlâ dünyaya en yakın göğe inerek (rahmet nazarı ile bakarak) fecir oluncaya kadar, ‘Benden mağfiret, bağışlanma dileyen yok mu, onu bağışlayayım! Benden rızık isteyen yok mu, ona rızık vereyim! Belâya dûçar olan yok mu, ona afiyet vereyim! Şöyle olan yok mu? Böyle olan yok mu?’ buyurur.”[26]
Bir başka rivayette de: “Şaban ayının ortanca gecesi geldiği zaman bir münadi şöyle seslenir: Yok mu istiğfar eden, onu affedeyim. Yok mu isteyen, ona vereyim. Kişi bir şey istemesin ki ona istediğini vermiş olmayayım. Fakat ferci ile zina etmiş olan ve şirk koşan kimseler hariç, (tevbe etmedikleri müddetçe onları bağışlamam, istediklerini vermem).”[27]
11. Berat gecesi, ilâhî hayır ve rahmet kapılarının açıldığı bir gecedir:
Hazreti Âişe (radıyallâhu anha) Peygamber Efendimiz’den (sallallâhu aleyhi ve sellem) şu hadisi naklaetmektedir: “Allah Teala hayır (kapılarını) şu dört gecede açar: 1. Kurban bayramı gecesinde, 2. Ramazan bayramı gecesinde, 3. Şaban ayının orta gecesinde (Berat) ki bu gece eceller ve rızıklar; hacca gidecekler bu gece yazılır. 4. Sabah namazı vaktine kadar Arife gecesi.”[28]
Berat Gecesinin İbadetleri
Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) Şaban ayına ve özellikle bu ayın ortasındaki Berat gecesine ayrı bir önem vererek gündüzünde oruç tutuğuna ve bu geceyi ibadet ü taatle ihya ettiğine dair pek çok rivayeti göz önüne aldığımızda bu geceyi namaz kılarak, Kur’ân okuyarak, dua ederek, salat ve selam getirerek, günahlardan tevbe ve istiğfarda bulunarak geçirmenin çok büyük sevap, rahmet ve berekete vesile olacağı muhakkaktır.
Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu umumî af ve rahmet gecesinde tevbe, istiğfar ve duaların kabul edileceğini bildirmiştir. Hazreti Ömer, Hazreti Abdullah İbn-i Mes’ud ve pek çok mâneviyat büyüğü bu gecede şöyle dua etmişlerdir:
“Allah’ım, bizi şakîler olarak yazmışsan oradan ismimizi sil, bizi saidler zümresine yaz. Eğer bizi saidler zümresinde yazmış isen, ismimizi orada sabit kıl. Şüphesiz ki Sen dilediğini siler, dilediğini de tespit buyurursun. Zaten Ümmü’l-Kitap Sen’in nezdindedir.”[29]
Bilhassa külliyet kesbeden duanın kabule daha da karin olacağını, aynı taleple çarpan yüreklerin sayısı arttıkça o niyazın Hak katında kabul olma ihtimalinin de artacağı hakikatini de düşünerek bu mübarek gecede başta ülkemizin insanları olmak üzere bütün ümmet-i Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) her türlü musibetten kurtulup selamete çıkması, maddî manevî sıkıntılardan sıyrılıp inşiraha kavuşması, şerirlerin oyunlarının bozulması, özellikle de inananlar arasında vifak, ittifak ve uhuvvet ruhunun canlanması ve kalblerimizin, akıllarımızın, fikirlerimizin, fiillerimizin fitneye, fesada bütün bütün kapalı olacak şekilde ıslahı talebiyle dualarda bulunmak gerekir.