İsrâ Suresi’nin 32. ayetinde Allahu Teâlâ, “Sakın zinaya yaklaşmayın!” buyuruyor. Buradan hareketle, insanı zinaya götüren, şehevi arzularını tetikleyen her türlü resim ve görüntülere bakmanın yasaklandığı açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Müstehcen resim veya görüntülere bakmanın, ayette ifade edilen sınırlar içinde olmadığı pek çok âlim tarafından dile getirilmiştir.
Ahlakî bozulmaların müstehcene bakışla başlaması, bakışın ısrarıyla gelişmesi ve sonra da fiilî günaha dönüşmesi, bunu açıkça göstermektedir. Şunu da ifade etmek gerekir ki gözler, gördüğü bir resim veya görüntünün suretini çeker, hafızaya kaydeder ve onu deposunda saklar. Şeytanın ufak bir telkiniyle bu resim ve görüntüler, kolayca insanı zinaya sürükleyebilir. Kur’ân-ı Kerim’de geçen “Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar. Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar.” ifadesi, İmam Şiblî’ye sorulmuş; o da şöyle demiştir: “Baş gözlerini haramlardan, kalp gözlerini Allah’tan başka şeylerden çeksinler.”
Evet, gözler müstehcen resim ve görüntülere bakmaktan çekinmeli ki hayaller tertemiz olsun ve zihinler kirlenmekten korunsun. Sadece kafa gözlerini sakınmakla kalınmamalı; haramlar hayallere dahi alınmamalıdır. Ahlakî bozulmaların çoğunun harama nazarla başladığı düşünülürse, müstehcen resim ve görüntülere bakmanın ne kadar sakıncalı olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Bu durum, her meslek sahibini mesleğinden de uzaklaştıracak; kişinin dikkatini, himmetini yoğunlaştıracağı yerden alıp dağıtacaktır. Meselâ öğrencinin dersine çalışmasına engel olacak, işçinin işini ihmal etmesine sebebiyet verecek, fikir adamının zihnini meşgul edecektir.
Cinsel anlamda insanları tahrik eden resimlere bakmak, filmleri seyretmek yasak olduğu gibi; resim ve film çektirmek, bunları yayınlamak ve pazarlamak da dinimizin izin vermediği, haram olan şeylerdendir. Çıplaklığı âdeta normal bir davranış gibi kabul edip görsel iletişim araçları ile bunu sürekli insanların gözleri önüne koyan kurum ve kuruluşlar da büyük bir vebalin içindedir. Cinselliği vesile edinerek reklam ve pazarlama işini yürütenlerin daha katmerli bir haram içinde olduklarını belirtmek de yanlış olmayacaktır. Çıplaklığı meslek hâline getirip fotomodellik yapanların haram içinde oldukları da açıktır.
İnsanların aile saadetini bozan, büyük bir ahlakî çözülmeye götüren, şehevî arzuları kamçılayan gazete, dergi ve televizyondaki görüntülere bakmanın, gerçek vücuda bakmak gibi olmayacağına dair görüşler de vardır. Kimsenin helâl diyemeyeceği, harama götürme riskinden dolayı haram demenin kuvvetle muhtemel olduğu, fitne uyaran böyle bir mesele hakkında; gerçek zinaya sebebiyet verebilme ihtimalinden dolayı haram hükmünü vermek en doğru görüş olarak değerlendirilmelidir.
Burada şu hususu belirtmekte de fayda vardır: Çıplaklığın sadece kadından değil, erkekten de ortaya çıkması mümkündür. Avret sayılan uzvun açılması ve bakılması, kimden olursa olsun haramdır ve günahtır. Ancak haramlık ve günah, en mahrem noktalara yaklaştıkça artar ve ağırlaşır.
Harama Bakış̧ İffetini Bozmaktır
Resûlü Ekrem Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki:
“Şu üç göz hariç her göz Kıyamet günü ağlayacaktır:
1- Allah’ın haram kıldığı şeylere bakmaktan çekinen göz.
2- Allah yolunda uykusuz kalan göz.
3- Allah korkusundan, bir sinek başı kadar da olsa yaş akıtan göz.”
Harama bakış, zinaya davetiyedir. Gözler harama kaydığı anda irade hükümsüz kalır ve akıl, artık nefsin emirlerine amade bir konuma gelir. Gözü harama kaydıran nefis, bu zina yolculuğu bitinceye kadar sükûnete ermeyecek ve hep daha fazlasını isteyecektir. İsrâ Suresi’nde “Zinaya yaklaşmayın!” derken dikkat edilmesi gereken husus, zinanın yapılmaması değil; ona yaklaşılmamasıdır. Yaklaşmanın ilk adımını oluşturan fiil, bakmaktır. Bu eşik aşıldığı andan itibaren zinaya giden yolculuk devam eder durur.
İnsanın damarlarında kanın aktığı gibi hareket eden şeytanın onu ne zaman fitleyeceği, kanını delirteceği, heva ve hevesi ne zaman azgınlaştıracağı da belli değildir. Bakma anından itibaren insan, dönülmez bir yolculuğa çıkmış olur. Bu yüzden, bakma eşiğini aşanların zinaya düşme ihtimalleri hep mevcuttur.
Harama Bakmamak İçin Bilinmesi Gerekenler
Harama bakmak, kalbi karartır. Şeytanın zehirli oklarından biri olan harama nazar, şeytanın boy hedefi hâline gelmemize sebep olur. İmam-ı Rabbanî hazretleri, “Haramlar, yaldızlanmış necaset gibidir.” buyuruyor. Dışı süslü ama içi berbat. Bunu düşünerek harama bakmamalıyız.
“Avret yerini açana ve ona bakana Allah lânet etsin.” hadis-i şerifini düşünerek, lanetlik olmamak için gözlerimizi haramdan kaçırmalıyız.
“Allah’ın azabından korkarak, başını yabancı kadından çevirene, Allah Teâlâ ibadetin tadını duyurur.” hadis-i şerifini düşünerek, ibadetlerin zevkine varabilmek için gözlerimizi haramdan sakındırmalıyız.
“Kadına, şehvetle bakanın gözlerine erimiş kurşun dökülüp, Cehenneme atılır.” hadis-i şerifini düşünerek, Allah’ın gazap sıfatından korkmalıyız.
Baktığımız kadınların birisinin anası, bacısı, kızı veya hanımı olduğunu düşünerek, kendimiz için razı olmayacağımız bir şeyi hiçbir insan için de istememeliyiz. Haram nazarlardan gözü korumanın sabır istediği bilinmelidir.
Hz. Cüleybib
Bir gün Peygamber Aleyhisselam’ın huzuruna bir genç geldi. Sıkıntılı bir hâli vardı: “Ey Allah’ın Resulü, zina etmem için bana izin ver. Artık tahammülüm kalmadı.” dedi.
Orada bulunanlar, gencin bu fena isteğinden dolayı hiddete geldiler. Bazıları onu şiddetle azarlarken, kalkıp ağzını kapatmak için üzerine hücum edenler oldu. Suratına bir tokat atmak arzusuyla yerinden fırlayanlar bile vardı. Ancak o Şefkatli Nebi, bunların hiçbirine izin vermediği gibi, susup genci dinledi. Sonra yanına çağırdı ve onu dizlerinin dibine oturtup sordu:
“Böyle bir şeyin senin annenle yapılmasını ister miydin?”
Genç:
“Anam, babam sana feda olsun yâ Resûlallah! Elbette istemezdim.”
Hz. Muhammed (sav):
“Hiçbir insan annesine böyle bir şey yapılmasını istemez.” buyurdu ve:
“Peki, senin bir kızın olsaydı, ona böyle bir şey yapılmasını ister miydin?” diye sordu.
Genç adam bu soruya da:
“Canım sana feda, ey Allah’ın Resulü; istemezdim.” diye cevap verdi.
Peygamber Aleyhisselam: “Hiçbir insan kızına böyle bir şey yapılmasını istemez.” buyurdu. Ardından da:
“Halanla veyahut teyzenle böyle bir şey yapılmasını ister miydin?” dedi.
“Hayır, ya Resûlallah!” dedi genç.
“Bir başkasının, kız kardeşinle zina etmesini ister miydin?” dedi Resûlullah.
“Hayır, hayır; istemezdim!” diye cevap verdi genç.
Ve Peygamber Aleyhisselam sözlerini şöyle bitirdi: “Hiç kimse, halasıyla, teyzesiyle, kız kardeşiyle zina edilmesini istemez.” Sonra da o gence dua buyurdu: “Allah’ım, bunun günahını bağışla, kalbini temizle ve namusunu koru.” diye dua etti ona. Bazı raviler, o gencin Cüleybib olduğunu söylerler. Kendisi, nefsine hâkim olmakta zorlanan bir genç olarak tanınırdı ve ashap arasında kötü bir şöhreti vardı. Ancak, Resûlullah ile aralarında geçen bu olaydan sonra tertemiz birisi oldu. Daha önceleri kimse ona kız vermek istemezken, Peygamber Aleyhisselam’ın aracılığı ile evlendirildi. Evlendikten az bir zaman sonra da ilk katıldığı harpte şehit oldu. Söz konusu harbin sonunda
Peygamber Aleyhisselam ashabına sordu:
“Hiç eksiğiniz var mı?”
“Hayır yâ Resûlallah, hepimiz tamamız!” dediler.
“Ama benim bir eksiğim var.” buyurdu Peygamber Aleyhisselam ve Cüleybib’in başucuna giderek: “Cüleybib bendendir, ben de Cüleybib’denim.” buyurdu.