Teknoloji bir nimettir tabii ki kullanmasını bilen için. Allah’ın bize verdiği vakit nimetini en iyi şekilde kullanmamız gerekir. Saatlerce internetin televizyonun playstation’ın instagram gibi sosyal medya içeriklerinin telefon ekranın oyunların vb. başında olduğumuzda değerli bir sermaye olan vaktimizi boş yere harcamış oluruz.
Allah insana iyi işlerde kullanmak için akıl vermiştir. Yani herhangi bir işi yapabilme gücü vermiştir. Biz her işimizi sevabını ve günahını düşünerek yapmalıyız. Bazı eşyalar kullanımına göre güzel neticeler verebileceği gibi kötü neticeleri de verebilir. Burada insanın iradesi çok önemlidir. Örneğin bıçağı mutfakta ekmek kesmek için kullandığımızda faydalı olurken bir insanı yaraladığımızda irademizi yanlış yolda kullanıp zararlı bir iş yapmış oluruz. İnterneti oyunları sosyal medyayı kullanırken bu duruma çok dikkat etmemiz gerekir. Yararlı sitelere ve platformlara girip bilgimizi arttıra bileceğimiz gibi zararlı sitelere girip günah işleyebiliriz. Küçük yaşta insanın ruhi yapısını bozan sitelere giren kişiler ileriki yaşlarda birtakım psikolojik rahatsızlıklara yakalanabilirler.
Büyüklerinden habersiz internete giren çocuklar kendilerini bekleyen birçok tuzaktan habersiz olmaktadırlar. Kötü niyetli insanların tuzaklarını düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadırlar. Gül bahçesinde dolaşan gül kokar. Fakat pis ve kötü ortamlarda dolasan ise pis kokulu olur. O zaman biz her zaman iyi insanlarla birlikte olmalıyız ve iyi internet sitelerine girmeliyiz. İnterneti düzgün kullandığımızda faydalı olabileceği gibi sınırı aştığımızda ruh yapımızı bozan ve duygularımızı kontrol eden çok tehlikeli ve zararlı bir yapı haline gelebilir. Belki de farkına varmadan birçok günaha girmemize sebep olabilir.
Hızla gelişen teknoloji dünyasında her nesil bir öncekinden daha erken bir şekilde dijital aletler ve platformlarla tanışıyor. Daha küçük yaşlarda cep telefonu/tablet kullanımı, daha çabuk şekilde teknolojinin tüketimi ve daha engellenemez şekilde sosyal ağlarda var olma başlıyor. Çocuklar artık, kendi sosyal ağlarını, ilgilerini, davranışlarını, kendilik görünümlerini, değerlerini vb. gibi pek çok şeyi dijital ortamlar yardımıyla oluşturuyorlar. Hızla akıp giden şeylerdeki gibi buradaki tehlike çocukların farkında olmadan aldıkları zararlar oldukça ağır oluyor.
Dijital araçlar, günümüzde çocuklar tarafından oyun oynama, dünyayı keşfetme ve yeni şeyler öğrenme amacıyla da sıklıkla kullanılmaktadır. Çocuklar tarafından oldukça sık kullanılan bu araçlar ise çocukların gelişimini hem olumlu hem de olumsuz yönde etkilemektedir. Dijital oyunlar geçtiğimiz birkaç on yıldan bu yana birçok insan için gündelik yaşamlarının olağan unsurları haline geldi Son yıllardaki gelişmeler ise oyunların sadece eğlence değil aynı zamanda öğrenim ortamları, kültür varlıkları ve sanat da olabileceğini göstermiştir Dijital oyunlar, en az onları kullanan ve tasarlayan kişiler kadar çeşitlidirler: Yelpazeleri tıpkı kitap veya filmler olduğu gibi aşağı yukarı hayal gücümüzün erişebileceği yerler kadar genişler. Çocukların ve gençlerin dijital eğlence faaliyetlerine tereddüt etmeden dahil olabilmeleri için muhtemel risk ve tehlikelerin etkili bir şekilde önlenmesi gerekir.
İnternetin Yararları
Araştırdığımız ödevlerimizi daha kısa zamanda ve daha kolay bir sekilde internetten bulabiliriz.
Faydalı sitelere girerek bilgimizi arttırabiliriz.
Uzaktaki arkadaş, anne/baba, akrabalarımıza “webcam” yöntemi ile görüntülü ve sesli olarak ulaşmamızı sağlar.
Birçok kütüphanelere erişim sağlar.
İnternetin Zararları
Gereksiz yazışmalar yaparak insanları yalancılığa alıştırır, gereksiz gerilimle kavga ve tartışmalara sebep olur.
Çoğu zaman, zaman kaybına sebep olur.
Uygunsuz kullanıldığında, yani kötü sitelere girildiğinde, günah işlememize sebep olur.
Kötü niyetli kişilerin tuzağına düşülebilir, kandırılabilir, aldatılabilir.
Dikkat eksikliğine sebep olur, derslerimizden alıkoyabilir.
Bağımlılık yapar, her fırsatta elektronik bir alet internetli bir ortam arar haline geliriz.
Sosyalleşmemizi engeller, arkadaş ortamlarını online`a çevirir ya da kendimizi olmayan soyut bir dünyada mutlu hissettirir. Realite de hayat fonksiyonlarımız için zaruri olan gerçek sosyalleşmeden uzağızdır.
Zaman İsrafı
Çocuk pazar sabahı saat 08:30 da uyandı. Cuma günü okuldan gelirken “bu hafta sonu önceki haftalardan farklı olacak. Kalan derslerimi tamamlayacağım ve önümüzdeki hafta içindeki sınavlara iyi hazırlanacağım” diye karar vermişti. Bu sebeple Cuma akşamını ve geceyi çok iyi geçirdi. Televizyon seyretti, müzik dinledi, uzun uzun telefonla görüştü ve gece oldukça geç saatte yattı. Çünkü ders çalışması için daha önünde koca iki gün ve iki gecesi vardı.
Cumartesi gününü de boş geçirmedi arkadaşlarıyla beraber vakit geçirdi. Biraz dolaştılar her zaman gittikleri yere gittiler. Arkasından her zaman oynadıkları oyunları da oynadılar ne de olsa bugün hafta sonuydu dinlenmek onun ve arkadaşlarının hakkıydı ve hala çalışmak için bir günü daha vardı.
Sohbet ettiler sohbete o kadar çok dalmışlardı ki zamanın nasıl akıp geçtiğini fark etmedi bile. Ders çalışmadığı için zaman zaman biraz rahatsızlık duyduğu oldu ancak içinden gelen bu huzursuzluğu “Daha önümde koskoca bir Pazar var” diyerek bastırdı.
Pazar sabahı saat 09:00´da uyandı. Önce güzel bir sabah kahvaltısı yaptı. Sonra sabah gazetelerine şöyle bir göz geçirdi. Aslında ders çalışmak için hala azimliydi. Saat 10.30 olmuştu. Şöyle bir televizyona göz atıp odasına geçmek istedi fakat film öyle heyecanlıydı ki bir türlü televizyonun başından kalkamıyordu. Önünde daha koskoca bir pazar günü olduğunu düşünerek bu filmi izlemesinde bir sakınca olmadığına karar verdi.
Film bittiğinde saat 12 olmustu bile. Hafta içi oldugu günlerde bu saatte yemek yemeye alışkın olduğu için karnı acıktı. Annesinin özenle hazırlamış olduğu yemekleri yerken evdekilerle koyu bir sohbete girdi. Yemekten sonra yine çalışma odasına yönelmişti ki televizyonda maç yayını başlamıştı. Haftanın en önemli maçıydı.
Bu maçı seyretmek için insanların birbirini çiğneyip, dünyanın parasını verdiklerini düşününce ayağına kadar gelen bu maçı seyretmemenin büyük kayıp olacağını düşündü. Tüm hafta bu maç konuşulacaktı maç biter bitmez (nasıl olsa 90 dakika) sıkı bir şekilde çalışmaya başlamaya karar vererek maçı izlemeye koyuldu.
Maç bittiğinde hafta sonu yaşadıklarını düşünmeye başlamıştı ki annesi içeriden çayın hazır olduğunu duyurdu. Oda çayı içip ders başına geçmenin doğru olacağına karar verdi çay bittiğinde üzerine bir ağırlık çökmüştü. Haftanın yorgunluğu, maçın gerginliği, sınav stresleri ve çayla birlikte yenilenler… Onu iyice gevşetmişti” nasıl olsa şimdi çalışamam” diye düşündü ve dinlendikten sonra çalışmaya karar verdi.
Saat 19.00 sıralarında içindeki huzursuzluğu bastırmaya gayret ederek çalışma masasına yönelmişti ki en sevdiği arkadaşıyla, ailesi onlara misafirliğe geldi. Misafir varken de ders çalışılmazdı ya… Birlikte sevdikleri diziyi seyrettiler. Artık kalan zamanında sadece en önemli iki dersi çalışırım diye düşünüyordu.
Fakat yavaş yavaş uyku bastırmaya başlamıştı. Eğer uyumazsa yeni başlayan haftaya yorgun ve uykusuz girecekti. Bu sebeple kendi kendine şöyle dedi. “Bugün çalışamadım. AMA YARIN SÖZ ÇALIŞACAĞIM”. Yarı sıkıntılı yarı huzurlu odasının yolunu son kez tuttu. Ancak çalışmak için değil, uyumak için…
İşte zaman bu kadar hızlı akıp gidecek önemli olan akıp giden zaman içinde bizim neler yaptıklarımız, neler yapacaklarımız değil, insan yapmayı ister ama sürekli bir bahane ve engel çıkar sonuçta hiçbirini yapamamış olur.
yüzden başarının yerini hiçbir mazeret alamaz.
Bizde hayatımızın her anında bu ve buna benzer farklı durumlarla karşı karşıya geliyoruz sonuçları da pek fazla değişmiyor. Önemli olan bizim için öncelikli meselenin ne olduğunu belirlemek ve zamanımızı onun için ayırmaktır.
Ödev: Televizyonu, bilgisayarı, sosyal medyayı ve interneti nasıl yararlı işlerde kullanabiliriz?
Her birini en az 5 madde halinde yazıp haftaya getiriniz.
Zeitmanagement und Freizeit