Sevilmesi gereken bir insanı sevmemiz ve başka bir insana sevdirmemiz için o insanın vasıflarını gereği gibi bilmemiz ve anlatmamız gerekir. Hocaefendi kendisine çevrilen nazarları devamlı Kur’an-ı Kerim’ e, Rabbimize (c.c.), Resulullah’a (s.a.v.) yöneltmiş kendi zatına sevgi ve saygı gösterilmesinden son derece rahatsız olmuştur. Hocaefendi bütün hayatı boyunca Allah ve Resulünü anlatmış ve Sırat-ı Müstakime giden çizgiyi göstermiştir. Hocaefendiyi tanıyan seven ve onun arkasından gidenlerin gönüllerinde dini meselelere karşı merak uyanmakta Allah ve Resulünü daha çok sevmektedirler.
Hocaefendi’nin Ailesi ve Dünyaya Geldiği Ortam
Fethullah Gülen Hocaefendi’nin babasını Ramiz Efendi, annesinin ismi ise Refia hanımdır. Allah’ın emir ve yasakları noktasında son derece dikkatli bir hayat yaşayan Ramiz efendinin şu olayı dikkate şayandır:
Ramiz Efendi, yaşantısında çok hassastır. Öyle ki hayvanlarını tarladan getirirken ağızlarını bağlar. Komşuları:
Hayvanların ağzını bu şekilde neden bağlıyorsun, diyerek bu yaptığının sebebini sorduklarında Ramiz Efendi:
Tarladan gelirken hayvanlar başkalarının tarlalarının yanından geçiyor. Eğer ağızlarını bağlamasam başkalarının tarlasından az da olsa ot otlayabilir, böylece haram yemiş olurlar. Bizim yemeğimize, rızkımıza haram karışmış olur. Ayrıca, başka insanların hakkına da girmiş oluruz. Boğazımızdan haram lokma geçmesin, başka insanların hakkını yemeyelim diye hayvanların ağızlarını bir bezle bağlıyorum, der. Ramiz Efendi’nin verdiği bu cevap, onun kul hakkı ve haram helal konusunda ne kadar büyük bir hassasiyete sahip olduğunun sadece bir göstergesidir. Nitekim hayatında buna benzer onlarca örnek bulmak mümkündür.
Hocaefendi’nin İlmi Derinliği
1945’te Kur’an öğrenmeye başlayan ve kısa zamanda Kur’an’ı hatmeden Gülen, 1946 yılında ilkokula başlamıştır. Babasının 1949 yılında Alvar köyüne imam olması ve ailesinin oraya taşınması nedeniyle ilkokulu bırakmak zorunda kalmış, sonradan Erzurum’da dışarıdan girdiği imtihan ile ilkokul diplomasını almıştır. Babası Ramiz Efendi’den Arapça dersler, Hasankale’de bulunan Hacı Sıtkı Efendi’den tecvid ve Kur’an dersleri alan Gülen, 1951’de hafızlığını tamamlamıştır. Gülen, 1954’te Erzurum’daki Kurşunlu Camii medresesinde Alvar İmamı Muhammed Lütfi’nin torunu Sâdi Efendi’den medrese dersi almıştır. İki buçuk ay içinde Emsile, Bina ve Merah’ı metin ezberleyerek okuyan ve İzhar’ı bitiren Gülen’in Kâfiye okumasına lüzum görmeyen Sâdi Efendi onu Molla Câmi’ye başlatmıştır. 1955’ten 1959’da Edirne’ye gidinceye kadar Osman Bektaş’tan fıkıh ve din eğitimi almıştır.
Ayrıca Fethullah Gülen Hocaefendi vaaz ve sohbetlerinde gerek dünya edebiyatına olan ilgisini ve vukufiyetini gerekse fenn-i ilimlere olan hakimiyetini göstermiş ve etrafındakileri etkilemiştir. Ve talebelerine her zaman “çift kanatlı” olmayı, batı ve dünya edebiyatını okumalarını tavsiye etmiştir.
Hocaefendi’nin Nezaketi
Etrafındaki insanlar tarafından çok sevilen Hocaefendi’nin emir kipi kullanarak sarf ettiği bir cümleye rastlanmadığını en yakın talebeleri ifade ediyorlar. Özellikle hitabete çok dikkat eder, insanlara kesinlikle sadece isimleriyle hitap edip senli-benli konuşmaz, her zaman Mehmet Ali hocam, Abdullah hocam, Arif Efendi diye hitap ederdi. Bir keresinde Ankara’da bu yüzden Abdullah Aymaz abiye sitem ettiğini ve “bir öğrenemediniz şu nezaketi” dediğini Aymaz abi naklediyor
Hocaefendi’nin Vakıf Hassasiyeti
Hocaefendi yurt müdürlüğü yaptığı dönemde talebeye ait terliğe dahi basmamıştır. Kendisine konumundan ötürü getirilen hediyeleri Üstadın prensipleri doğrultusunda kabul etmemiştir. ABD’de kalmış olduğu yerin ve misafirlerinin kaldığı yerlerin aylık kirasını kitap telif gelirlerinden ödemiştir. Hocaefendi vakıf malına, hizmet malına çok ciddi hassasiyet göstermiş ve hiçbir zaman bir hak talebinde bulunmamıştır.
Hocaefendi’nin İffet ve Hayası
O, bir yandan etrafındaki insanlara İslâm’ın güzelliğini anlatmaya çalışırken bir yandan da kendi manevî hayatına kılı kırk yararcasına dikkat eder. Üç şerefeli Camii’nde görev yaparken Kaleiçi denilen bir semtten ev tutar. Gün boyu ilimle meşgul olduğundan eve geç saatlerde dönmektedir. Ev sakin bir sokakta bulunduğundan mahalle kadınları gece geç vakitlere kadar sokakta oturmaktadırlar. Hocaefendi, eve gelip giderken kadınların yanından geçmek zorunda kalır. Ortamın gayr-i ciddi durumu onu çok rahatsız eder ve kendi kendine:
İşi baştan sağlama almalı, kendimi rehavete götürecek bütün sebeplerden uzak durmalıyım, diyerek bu evden taşınır ve görev yaptığı caminin iki buçuk metre genişliğindeki küçük penceresinde kalmaya başlar. Taşındığı yer, onun manevî yaşantısına ne kadar önem verdiğini de açıkça ortaya koymaktadır. Edirne gibi kışı dondurucu soğuklarla geçen bir yerde, ısınma için herhangi bir tertibatı olmayan bu pencerede Hocaefendi, askere gidinceye kadar kalır.
Hocaefendi’nin Hisleri ve Şiirleri
Vaazlardan genellikle birkaç gün önce kimseyi kabul etmez, hazırlanırdı. Bu hazırlanma içerisinde iki büklüm olur, kendi kendini yer bitirir. Kendi ifadesiyle ciddi bir metafizik gerilim içerisinde büyük bir ciddiyetle işini yapardı. Hocaefendi aynı zamanda iyi bir şairdir. “Kırık mızrap” adlı şiir kitabında Hocaefendi’nin ruh ve manevi dünyasını yansıtan, çeşitli ölçülerle yazılmış şiirlerini bulmak mümkündür.
Hocaefendi’nin Düşünce Dünyası
Ali Ünal abi (Allah tez zamanda zulümden kurtarsın) Hocaefendi’yi kitabında “bir aksiyon insanı” olarak tanımlar. Hocaefendi de sohbetlerinde yıllar boyu iman ve imandan sonra aksiyonun önemini vurgularken, aksiyonsuz imanın çürümesi kaçınılmazdır. Bir konu ile ilgili atılıma geçerken, düşünür, istişare eder, planlar ve yapar. Ali abi kitabında Fethullah Gülen’in aksiyonunun temel ilkelerini şöyle sıralar:
1-Hedefe sadece Allah’ın rızasını yerleştirme, ihlas düsturu. Kendi ifadeleri içinde “hizmetimiz bu düstur üzerine bina edilmiştir.”
2-Görevi yapıp, neticeyi Allah’tan bekleme (tevekkül)
3-Gaye ve Vasıtayı çok iyi belirleme… Yeri geldiğinde bir mühendis gibi realist ve rasyonel planlar yapıp makul zamanlamalar koyma…
4-Müspet hareket ve aksiyoner olma… “Meşru hedeflere gayri meşru vasıtalarla gidilemez” diyen Hocaefendi her zaman müsbet hareketle mesul olduğumuzu belirtir.
5-Kolektif Şuur ve Meşveret… Kendisi bir meseleyi çok iyi bilse dahi istişare düsturunu hiçbir zaman elden bırakmamıştır.
6-Doğruluk ve güvenilirlik… Hocaefendi´ye göre “abartı dahi örtülü bir yalandır ve yalanın zerresiyle dine hizmet edilemez.”
7-Fetanet… Peygamberlerin en temel özelliklerinden olan fetanet, kuru kuruya akla bağlı kalmadan meselelerin öncesi ve sonrasıyla düşünebilme demektir.
8-Günahlardan uzak durma ve devamlı tövbe etme…
9-Aksiyonun mayası aşk (Muhabbetullah)
10-Düşünce ve Davranışta bütünlük ve disiplin… Kendisi ne yaşamışsa onu anlatmış, yaşamadığı veya yaşayamadığı meseleleri zaruret ölçüsünde anlatmıştır. Kendi ifadeleriyle bir gün teheccüd namazını kaçırsa cemaate bir ay namazdan bahsetmezmiş.
11-Kuvvet… Fethullah Gülen, özellikle aksiyon adına ‘kuvvet’ üzerinde de durur. O, kuvvetin de bir yaratılış hikmeti bulunduğunu, dolayısıyla asla göz ardı edilemeyeceğini, ama kuvvetin ilim, manâ ve hikmete, bir diğer açısından hakka ve hukuka bağlı olması gerektiğini vurgular. Hakkın kuvvette değil, kuvvetin hakta olduğunu belirten ve aksi durumda ortaya çılgın bir kuvvetin çıkacağı uyarısında bulunan Gülen, “Çılgın ve bütün meseleleri kendisinin çözebileceğine inanan bir kuvvet aklıda, mantığıda, muhakeme ve dehayı da dinlemez.” der.
Kahvehane Sohbetlerinin Başlaması ve Bize Anlattıkları
Hocaefendi: – İnsanların önemli bir kısmı, özellikle gençler camiye gelmiyor. Zamanlarının çoğunu kahvehanelerde geçiriyorlar. Bizim bu insanlara ulaşmamız lazım. Bundan dolayı kahvehanelere gidip sohbet yapalım, diye teklifte bulununca etrafındakiler kabul eder ve hangi kahveden başlayalım diye araştırma yapılır. Sonunda İzmir’in Mersinli semtindeki bir kahvehaneden başlamaya karar verilir. Daha önceden kahvehane sahibinden izin alınır ve kararlaştırılan akşam kahvehaneye gidilir. Talebeleri ve kendisiyle beraber gelen esnaftan insanlar:
Hocam, arzu ederseniz önce sizi tanıtalım, takdim edelim, derler ancak Hocaefendi:
Gerek yok, diyerek bu teklifi reddeder. Ardından da kendisi kalkar ve kahvehanedekilere hitaben:
Aslında bu iş buralarda olmazdı; ama sizlerin camiye gelmeyişiniz bizi buraya getirdi. Siz çeşitli sebeplerle camiden ve cemaatten koparıldınız, ürkütüldünüz. Bu sebeple hakikatleri size camide anlatamıyoruz. Anlatamadığımız içindir ki biz buraya geldik, diye başlayarak sohbetini yapar. Hocaefendi, bu örnekte de görüldüğü üzere bütün imkanları ve ihtimalleri Allah’ı anlatmak uğruna sonuna kadar kullanmış ve bize tekdüze bir Tebliğ ve aksiyon anlayışından sıyrılıp elimizdeki imkanları zorlayarak değerlendirmemiz gerektiğini bütün yaşamıyla öğütlemişti.
Hodscha Efendi und Hizmet Bewegung