Zum Inhalt springen

30. Allah’ın Arşının Gölgesindeki Genç


Söz konusu hadis-i şerif:
“Cenâb-ı Hak, başka hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde şu yedi grup insanı arşının gölgesinde gölgelendirecektir: Adaletli idareci, Rabbine ibadet neşvesiyle yetişen genç, kalbi mescitlere bağlı adam, birbirini Allah için sevip bir araya gelmeleri de ayrılmaları da Allah için olan iki insan, güzel ve asil bir kadının gayrimeşru isteğini ‘Ben Allah’tan korkarım.’ diyerek reddeden adam, Allah yolunda yaptığı infakı, sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek ölçüde gizli yapan kimse ve tek başınayken Allah’ı zikredip gözleri yaşlarla dolan kimse.”
(Buharî, ezan 36; Müslim zekât 91)
Soru:
Bir hadis-i şerifte hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde arşın altında gölgelenecek yedi zümreden bahsediliyor. Bu hadiste bahsi geçen gencin hususiyeti nedir?
Cevap: İnsanın kullukta seviye kazanmasını ve yaratılışıyla hedeflenen zirvelere ulaşmasını sağlayan en önemli iki şey, bir taraftan, ne kadar zor gelirse gelsin ibadet u taatlerini yerine getirmesi, diğer yandan da yine ne kadar zor gelirse gelsin günah ve haramlardan uzak durmasıdır. Zira bir ameli ifa etmek ne kadar zorsa, insanın elde edeceği sevap ve mükâfat da o kadar fazla olacaktır. Aynı şekilde bir insan, uzak durulması çok zor olan günahlardan sakındığı takdirde, kulluğun zirvelerine ulaşması mümkün olacaktır. Bu hadisteki yedi zümrede bizi ilgilendiriyor ama bir tanesine gençliğimiz itibariyle direk muhatabız.
Ben insanları ve cinleri yalnız bana kulluk etsinler diye yarattım. (Zâriyât sûresi, 51/56) âyet-i kerimesine göre insanların asıl yaratılış gayeleri, Allah’a kullukta bulunmaktır. Dolayısıyla dünya imtihanını kazanmanın yolu Allah’ı bilme, tanıma, sevme ve O’na hakkıyla kullukta bulunmaktan geçer. Hiç şüphesiz nefis ve şeytan gibi insanı yoldan çıkarabilecek bir kısım faktörler gözönüne alınacak olursa böyle bir imtihanı kazanmanın bir kısım zorluklarının olduğu anlaşılacaktır.
Heves ve arzuların dört bir yandan insanı kuşattığı gençlik döneminde arızasız ve kusursuz bir ibadet hayatının yaşanması gerçekten çok zordur. İşte bu sebepledir ki Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), adaletli idareciden sonra arşın gölgesinde gölgelenecek ikinci zümrenin kendini ibadete vermiş, kulluk yolunda büyümüş, boy atmış ve kemale ermiş gençlerden oluştuğunu ifade buyurmuştur. Bir gencin, nefsinin heva ve heveslerine başkaldırması ve onların dayatmalarına “hayır” diyebilmesi çok zor olduğu için, bu zoru başaran ve heva yerine Hüda’ya uyan gençler hadis-i şerifte methedilmiştir. Demek ki bir gencin göz, kulak ve dil gibi organlarının haram istikametindeki arzu ve taleplerine “hayır” diyebilmesi, onu, kemâlât-ı insaniyenin zirvesine yükseltecektir.
Her nimet kendi cinsinden şükür ister. Bir insanın bir nimet için Allah’a hakkıyla teşekkür etmesi için önce o nimetin ne kadar kıymetli olduğunu anlaması gerekir. Mesela Hz. Yusuf’u kardeşleri kuyuya attı. Ardından bir kervan geldi ve O’nu oradan çıkardı. Ama O’nun ne kadar kıymetli olduğunu bilmedikleri için onu 3 kuruşa sattılar. Bizde bize verilen bu geçici gençliği ne kadar kıymetli olduğunu anlamalıyız. Bizi dikey olarak Allah’ın nezdinde makbul bir kul edecek bu nimeti iyi kavramalıyız ve bu nimeti ebedi bir gençliğe çevirmek için nefsin arzu ve isteklerine kulak tıkamalıyız. Burada önemli bir diğer hususta ızdıraptır. Genç, ibadetini yapma noktasında veya günah ve haramlardan sakınma noktasında kalbinde her daim ızdırap barındırmalıdır ki ızdırapta bizi Allah katında bir hamlede bin defalık işleri görmüş hale getirir.
Haya und Keuschheit

Geri Bildirim

Dieses Formular wurde gelöscht oder ist nicht verfügbar.