Zum Inhalt springen

15. Niçin Namaz Kılmalıyız?

Bir yolculuğa çıktınız. Bir süre yol aldıktan sonra arabanız bozuldu. Sizin yapabileceğiniz hiçbir şey yok. Oturup beklemeye başladınız. Sonra bir araba geldi. Yanınızda durdu. Arabadaki insan sizinle ilgilendi. Sizi şehre götürdü. Bir tamirci bulup arabanızı tamir ettirdi. Size bu iyiliği yapan insana karşı nasıl davranırsınız? İşiniz bitince bir teşekkür bile etmeden, nankörlük yaparak çekip gider misiniz? Yoksa büyük bir memnuniyetle ona teşekkür mü edersiniz? Elbette ki teşekkür edersiniz. Daha başka kimlere, niçin teşekkür ettiğimizi düşünelim. Bize yemek yapan annemize, harçlık veren babamıza; çay, kahve ısmarlayan, sınavda silgisini veren arkadaşımıza, sağlımızla ilgilenen doktorumuza; alışveriş yaptığımız bakkala, manava, kasaba…
Bir de bizi yoktan var eden, bizi kâinatın en şerefli varlığı olarak yaratan Allah’ın verdiği nimetleri düşünelim.
O Zat’ın bizim için yarattığı eşsiz güzellikleri bir bir gözümüzün önüne getirelim. Aklımızı hiçbir şeye değişir miyiz? Gözümüz ne kadar değerli? Ellerimiz, ayaklarımız, ağzımız, burnumuz. Ya tabiat? Güneş, yıldızlar, bitkiler, türlü türlü meyveler, sebzeler, dağlar, denizler…
İnsan için bal yapan arı, bizim için süt veren inek, koyun; yine bizim için yağmur getiren bulut… Yüce Allah’ın bizim için verdiği nimetler saymakla bitmez. Arkadaşımıza, en küçük bir iyiliği için teşekkür etmemiz gerekiyor da sayısız nimetler veren Allah’ımıza teşekkür etmemiz gerekmiyor mu? Bize iyilik edenlere nankörlük edince çok büyük hata oluyor da Yüce Allah’a teşekkür etmezsek çok daha büyük hata olmaz mı?
Allah’ın bize verdiği nimetlere karşılık yapmamız gereken şey, ona ibadet ederek teşekkür etmektir. Allah’ın emirlerini, sırf O’nun rızasını ve sevgisini kazanmak için yerine getirmek ibadettir.
Bütün ibadetlerin özü de namazdır. Çünkü namaz diğer bütün ibadetleri içine alır. Peygamber Efendimiz bir hadislerinde, “Namaz dinin direğidir.” buyurmuşlardır. Direk bir yapıyı, bir binayı ayakta tutan temel unsurdur. Namaz da bizim inancımızı diri ve sağlam tutar. Bir başka hadislerinde Peygamber Efendimiz, “Aralarında büyük günahlar işlenmedikçe, beş vakit namaz ve cuma namazı günahlara kefarettir.” buyurarak namazın insanı günahlardan arındırmasına işaret etmiştir.
Namaz; Allah’ın merhametinden, şefkatinden dolayı bize yüklediği bir görevdir. Bunu bir örnekle açalım: Hastalandığımızda doktora gideriz ve doktor bize birtakım ilaçlar kullanmamızı söyler. Bizim burada doktora „Niye ilaç kullanacağım, senin ne gibi bir çıkarın (yararın) var. Ben ilaç kullanmıyorum “deme gibi bir hakkımız yok. Doktor sadece bizim iyileşmemiz için ilaç kullanmamızı ister. Namaz da aynen bizim manevi (yani görünmeyen, iç) hastalıklarımız için bir ilaçtır. Allah bizim iyileşmemiz için namaz kılmamızı emretmiştir.
Başka bir açıdan yaklaşacak olursak, imtihan dünyasında Allah’ın bize birtakım şeyleri emretmesi ve bizim yapıp yapmama gibi iki seçenek arasında karar vermemiz lazım. Yaparsak mükafatını da verecektir!
Beş vakit namaz kılmamak Allah’a isyan etmektir, büyük günahtır. Yüce Allah Kur’ân’da, namazlarını kılmayan kimselerin cezasını çekeceklerini bildirmektedir: “Kendilerinden sonra yerlerine öyle bir nesil geldi ki namazı zayi ettiler, şehvetlerinin peşine düştüler. İşte bunlar da azgınlıklarının cezasını bulacaklardır.”

Geri Bildirim

Dieses Formular wurde gelöscht oder ist nicht verfügbar.