Zum Inhalt springen

16. Namaz Kılmak, bir Tesbih, bir Ta’zim ve bir Şükürdür

Namaza duran kimse, kendi kusurunu, günahını, küçüklüğünü, Allah’ın kusurdan, aczden uzak olduğunu ve O’nun büyüklüğünü hatırlayarak ‘Sübhanallah’ ve ‘Allahuekber’ der. Allah’ın sonsuz nimetine karşı sonsuz şükür gerekir. Fakat bu şükür mümkün değildir. Ancak, insan niyetiyle ve niyetini mümkün olduğunca amele dökerek bu şükrü yerine getirebilir. Bu da sağlam bir kulluk ve devamlı ibadetle olur. Kulluğun en bariz özelliği ve ibadetlerin özü ise namazdır. Namazda ‘elhamdülillah’ kelimesi bu şükrün dil ile ifadesidir.
Efendimiz namazla ilgili olarak; Namazdaki secde, kulun Allah’a en yakın olduğu andır. Namaz, günde beş defa günahlardan arınmadır. Beş vakit namaz, herhangi birinizin evinin önünden akan ve günde beş defa yıkandığı suyu bol bir nehre benzer. Allah, beş vakit namaz sayesinde, günahları yok eder.”
“Herhangi bir kimse, farz bir namazın vakti gelince onun abdestini tam alır, rükusunu tam yapar ve o namazı huşu ile (Allah’a saygıyla ve O’ndan korkarak) kılarsa, o namaz, o güne kadar işlemiş olduğu günahlara keffaret olur. Bu her zaman böyledir.”
Selman Farisi anlatıyor: “Bir gün Allah Resulü ile beraber bir ağacın altında bulunuyorduk. Ağacın bir dalını aldı ve salladı. Daldaki yapraklar dökülünce bana ‘niçin böyle yaptığımı sormayacak mısın?’ dedi. Ben de niçin yaptığını sordum. Buyurdu ki: “Bir müslüman güzelce abdest alır ve beş vakit namazı kılarsa, şu yapraklar döküldüğü gibi onun da günahları dökülür.”
Allah Resulü zamanında iki kardeş müslüman olur. Bir şehid olur diğeri de bir sene sonra ölür. Talha bin Ubeydullah rüyasında, sonra ölenin şehid olandan önce cennete girdiğini görür ve durumu hayretler içerisinde Allah Resulü’ne aktarır. Allah Resulü şöyle der: “O sonradan ölen, şehid olan kardeşinden sonra, altı bin küsür rekât namazını kılmadı mı, Ramazan orucunu tutmadı mı? O halde iki kardeş arasında yerle gök arası kadar fark vardır.”
Allah Resulü’nün vefat ederken yaptığı vasiyetin tamamı şuydu: “Aman namaza sarılın! Bakmakla yükümlü olduğunuz kimselerin (işçi, köle, cariye, yetim… vs.) hukukunu gözetin.”

Ruhî Hayatımız İtibariyle Namaza Muhtacız

Namazda ruhun ve kalbin ve aklın büyük bir rahatı vardır. Hem bedenen de o kadar ağır bir iş değildir. Hem namaz kılanın diğer normal dünyevî amelleri, güzel bir niyet ile ibadet hükmünü alır. Bu sûrette bütün hayatı, âhirete mal edebilir. Fâni ömrünü, bir cihette ebedileştirir. Resûlullah (sav) ayakları kabarıncaya kadar geceleri kalkıp namaz kılardı. Kendisine:
– “Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını affetti (niye kendini bu kadar hırpalıyorsun?)” denildiğinde:
– “Şükredici bir kul olmayayım mı?” cevabını verdi.

Hz. Ömer´in Namaz Hassasiyeti

Hz. Ömer halifedir ve mescitte namaz kıldırmaktadır. Münafık da arkasında saf bağlamıştır. Hz. Ömer’in rükua eğilmesini fırsat bilerek, hançeriyle onu delik deşik eder. Sırtından giren hançer darbeleri karnını parçalamış ve iç organları dışarıya çıkmıştır. Tabipler nabzına el koymuşlar ve Seyyid Hamza’nın dediği gibi: Artık bu dert onulmaz, bu yaraya derman bulunmaz demişlerdir. Ömer ızdırapla kendinden geçmiştir. Fakat bir taraftan namaz vakti de geçmektedir. O’nu uyandırmaya çalışırlar fakat muvaffak olamazlar. Ancak, Suheyb-i Rumi’nin: “Emir-el mü’minin namaz vakti geçiyor” ikazı üzerine “Hâ kalktım” diyerek doğrulur ve namazını eda eder. Ömer’de ecelle pençeleşirken “Namaz namaz” nağmesini terennüm ediyordu. Zira o da ömrünü namazla süslemiş, “Namaz” demiş bezme girmiş ve şimdi ölürken de aynı şeyleri söylüyordu.

Namaz ve Ahlak

Namazını kılan kimsenin hayatta en azından 4 kazancı vardır:
Birincisi, temizlik,
İkincisi, kalbin kuvvetlenmesi,
Üçüncüsü vakitlerin intizama girmesi,
Dördüncüsü, toplumun düzelmesi

Geri Bildirim

Dieses Formular wurde gelöscht oder ist nicht verfügbar.