Rebah b. Rebi şöyle anlatıyor:
„Hazreti Peygamber (S.A.V) ile birlikte bir savaşa çıkmıştık. Resulullah her üç kişiye bir deve vermişti. İki kişi deveye biniyor, üçüncüsü de deveyi çöllerde sürüyordu. Dağdan inmekte iken Resulullah yanıma geldi. Ben o sırada yürüyordum. Bana: “Rebah, yürüyorsun ha!“ dedi. „Ben deveden indim. Şimdi sıra arkadaşlarımda.“ diye karşılık verdim.
Daha sonra Hz. Peygamber (S.A.V) arkadaşlarımın yanına geldi. Onlar hemen deveyi çöktürerek indiler. Yanlarına varınca bana: “Şu deveye bin ve geri dönünceye kadar da inme, biz seni takip ederiz.“ dediler. „Niçin?“, diye sordum. ‘’Çünkü Resulullah senin için; „Doğrusu salih bir arkadaşınız var. Ona iyi davranın. buyurdu“ diye cevap verdiler.“
Arkadaşlar, sevilen insanlar arasından seçilir. İnsan sevdiklerinin kusurunu görmez, eksiklerini farketmez. Onun ahlakını benimser. Bunun için arkadaş seçerken dikkatli olmak gerekir. Rastgele bir arkadaş seçimi insanı felaketlere sürükleyebilir. Akıllı, Allah’tan korkan, güzel ahlaklı insanlarla arkadaş olmaya çalışılmalıdır. Kötü arkadaş, başkalarının bizim için beslediği iyi duyguları yok eder. Kötülüklerini bize de bulaştırırlar. Akılsız dost, akıllı düşmandan daha çok zarar verir.
İnsan sosyal varlık olduğu için arkadaş ihtiyacı vardır. O yüzden herkesin iyi arkadaş edinmesi gerekir. Eskilerin şu sözleri ne güzeldir: ,,Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.“ „Üzüm üzüme baka baka kararır.“ „Gül, güller arasında yeşerir.“ „İyi arkadaş, güzel koku satan gibidir, hiç olmazsa kokusundan istifade edilir.“ „İyi arkadaş, insanı cennete, kötü arkadaş da cehenneme götürür.“ „Kötü arkadaş körükçüye benzer, hiçbir yanından rahatsız olmazsın, kokusu hariç.“Evet, her insan, arkadaşlarından iyi kötü mutlaka bir şeyler kapar.
Resul-u Ekrem (S.A.V) buyurdular ki: „Mü’min, mü’min kardeşinin aynasıdır.“ Başka bir hadiste ise: ,,İnsan sevdiği kişi ile beraberdir.“
Arkadaş
Savaşın en kanlı günlerinden biri… Asker, en iyi arkadaşının az ileride kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar. Asker teğmene koştu ve:
-Komutanım! Fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim?…
-Delirdin mi? der gibi baktı komutan…
-Gitmeye değer mi? Arkadaşın delik deşik olmuş… Büyük olasılıkla ölmüştür bile… Kendi hayatını da tehlikeye atma sakın…
Asker ısrar etti ve komutan
“Peki” dedi… “Git o zaman…’’
“İnanılması güç bir mucize… asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa döndü… Birlikte siperin içine yuvarlandılar.
Komutan, kanlar içindeki askeri muayene etti.
Sonra onu sipere taşıyan arkadaşına döndü:
-Sana değmez, hayatını tehlikeye atmana değmez, demiştim. Bu zaten ölmüş…
-Değdi komutanım, dedi asker.
-Nasıl değdi? Bu adam ölmüş görmüyor musun?
-Yine de değdi komutanım. Çünkü yanına ulaştığımızda hala hayattaydı… Onun son sözlerini duymak, dünyaya bedeldi benim için… Ve arkadaşının son sözlerini hıçkırarak tekrarladı:
-Mehmet!.. geleceğini biliyordum!.. demişti arkadaşı… Geleceğini biliyordum…
Kalbimizde arkadaşlık adına bir mucize var. Nasıl olduğunu veya nasıl başladığını anlamazsınız. Ama bu özel armağanı bilirsiniz ve arkadaşlığın Allah`ın en büyük armağanı olduğunu anlarsınız.
Gerçekten de arkadaşlar çok nadide mücevherlerdir. Sizi gülümsetip başarmanız için cesaret verirler. Sizi dinlerler ve kalplerini size açmak isterler. Bugün arkadaşlarınıza onlarla ne kadar ilgilendiğinizi gösterin.