Zum Inhalt springen

38. Allah’a İman Müslüman Olmanın İlk Şartı


“İman, insanı insan eder. Belki insanı sultan eder!” (Bediüzzaman Said Nursî Hz.)
Allah’a tam ve kâmil bir şekilde iman etmek; O’nu tanımakla, O’nu sıfatları ile bilmekle, Kur’ân-ı Kerîm’de kendisini tanıttığı şekilde O’na inanmakla mümkündür. Allah’ı tanıyıp O’na iyi bir kul olmak için O’nun bize gönderdiği mesajları, istekleri ve Zâtıyla ilgili bilgilerin yer aldığı Kur’ân-ı Kerîm’i okumamız, öğrenmemiz, onu çok önemsememiz gerekir. Allah’ı tanıyıp sevebilmemiz ve mutlu olabilmemiz O’nun bildirdiklerini önemseyerek öğrenmemize bağlıdır.
Kur’ân-ı Kerîm’de Yüce Rabbimiz kendisini bize şöyle anlatmaktadır:
“(Ey Resûlüm) İnsanlara de ki: O, Allah’tır, gerçek ilahtır ve tektir. Allah Samed’tir. (Hiçbir şeye muhtaç değildir. Her şey O’na muhtaçtır.) O doğurmamış ve doğrulmamıştır. O’nun dengi, benzeri, eşi ve ortağı yoktur.” (İhlâs Sûresi, 1 – 4. ayetler)
İnsan, kendisini Allah’ın varlığını inkâr etmeye şartlandırmazsa kendi varlığına inandığından daha fazla, Allah’ın varlığını da aklı ile kavrayabilir. Üstelik bunu başarmak insan için hiç zor değil, aksine çok kolaydır. Dinî eserlerimizde Allah Teâlâ’nın varlığı ve sıfatları en güzel şekilde anlatılmıştır. Bu bilgiler, karanlık yerlerde yol alırken elimizdeki fener gibidir. Önemli olan feneri bulup onu doğru kullanmaktır.
İman, kişiden kişiye değişebilir. Bazı insanlar vardır ki, dünyaya meydan okuyacak ölçüde çok güçlü bir imana sahiptirler. Bazı insanlar da vardır ki, iman sahibidir ama inandığı esaslara gereken ciddiyeti göstermez. O yüzden iman, kuvvetlilik ve zayıflık bakımından ikiye ayrılmıştır:
1. Taklidî iman: Ana babadan, hocadan, duyduğu ve öğrendiği şekilde, mesele üzerinde düşünmeden ve anlamadan iman esaslarına bağlanmak demektir. Taklidî iman, özellikle bu zamanda bazı şüphe ve vesveselere maruz kalabilir ve sarsılıp yıkılma tehlikesi geçirebilir.
2. Tahkikî iman: İmana ait bütün meseleleri delilleriyle, anlayarak bilmek, kabul (tasdik) etmek, şüphesiz inanmaktır. Böyle bir iman, şüphe ve vesveseler karşısında sarsılıp yıkılmaktan kendini koruyabilir.

İmanın İnsan İçin Önemi Nedir?

İman, insanın yaratılma sebebidir. Yani o, Yaratan’ını imanla tanımak ve ibadet etmek için yaratılmıştır. İnsan bu yaratılış gayesine uygun hareket ederse ahirette sonsuz (ebedî) mutluluğa nail olacak, cennete girecek; aksi takdirde cehenneme atılacak, ebedî zorluğa ve işkenceye maruz kalacaktır.
Bu bakımdan iman, insan için ebedî mutluluğu kazanma vesilesidir ve cennete giriş anahtarıdır. İmansız cennete girilmez. Bu bakımdan insanın iman etmesi ve bu imanını son nefesine kadar kaybetmeden veya zayıflatmadan koruması (muhafaza etmesi), dünyadan da dünya içindeki her şeyden de daha kıymetli bir nimettir.
İmanın bu büyük öneminden dolayıdır ki Peygamberimiz (asm) bir hadîs-i şeriflerinde:
“İmanınızı lâ ilâhe illâllah diyerek yenileyiniz.” buyurmuş; imanı yenilemenin ve muhafaza etmenin ehemmiyetine dikkatimizi çekmiştir.
İmanı koruma ve takviye etmek bir müminin en önemli meselesidir. Öncelikle imanı korumak için takvaya önem vermek gerekir. İman, takva (Gottesfurcht) kalesinde korunur. Takva olmazsa iman yıkılma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
İmanı takviye etmek için imanî eserleri bolca okumak ve müzakere etmek gerekir. İlim ile gelen iman meselelerini kavramadan insanın hayatında yer bulamaz. Önce aklın tatmini gerekir.
Bu sebeple tahkikî iman dersini veren eserleri okumak son derece önemlidir. Bu çağın özelliğinin bir gereği olarak dinî ilimlerin yanında fen bilimlerinin de okunması zorunlu hale gelmiştir. Çünkü “Kalbin nuru dinî ilimler olduğu gibi, aklın ziyası (ışığı) da fen bilimleridir.”
Der Glaube

Geri Bildirim

Dieses Formular wurde gelöscht oder ist nicht verfügbar.