“Namazı ikâme etmenin diğer bir yanı da, ‘iç ta’dîli erkân’ sözüyle ifade edebileceğimiz “huşû ve hudû” derinliğidir.
Huşû; Allah’a karşı korku ve sevgi ile boyun eğmektir, alçak gönüllülük ve tevâzu gösterme gönülden saygı ve inkıyattır
Hudû ise; Allah’ın azameti karşısında mahviyetle iki büklüm olmaktır, samimî teslimiyettir.
Huşû ve hudû; bir kulun, Cenâbı Hakk’ın azamet ve büyüklüğü ile kendi acz, fakr, ihtiyaç ve küçüklüğünü düşünmesi ve hissetmeye çalışması sayesinde kalbinin hep saygı ve ta’zimle(Allah’ın büyüklüğünü düşünme, zikretme vs.) atması; hâl ve beyanlarının da bu düşünceye tam bir tercüman olmasıdır. İşte Kur’an, ancak bu hava içinde namazı ikâme edenlere ve kullukta bulunanlara kurtuluş vaad etmektedir.
Huşû içinde kılınmayan, rükû ve secdeleri tam olarak yerine getirilmeyen namaz, (âhirette) simsiyah zifiri bir karanlık halinde ortaya çıkacak ve sahibine ‘Senin beni zayi ettiğin gibi Allah da seni zayi etsin!’ diyecektir. Allah’ın dilediği zaman gelince böyle kılınan namazlar, eskimiş elbise (paçavra) gibi dürülüp sahibinin suratına çarpılacaktır.
Namaz Hırsızlığı
Aceleci bir şekilde kılınan namazda rükünler eksik olmaktadır. Hatta bundan daha kötüsü, namazdan çalma, yani namaz hırsızlığı olmaktadır. Zira Resûlullah (sav) “Hırsızlığın en kötüsü, namazdan çalmaktır.” buyurmuş; Sahabiler:
“Ey Allah’ın Resûlü, kişi namazından nasıl çalar?” diye sorduklarında ise: “Rükûsunu ve secdelerini tam yapmaz.” cevabını vermiştir.
Bir başka hadislerinde: “Kişi vardır, namazını kılar bitirir de, kendisine namazın sevabının ancak onda biri yazılır.”
Namazda sağa sola bakmaya, “şeytanın namazdan çalmasıı” denilir. Yani; Şeytan, namazı tamamen çalamıyor da, ondan bir kısmı çalıyor. Namazın rükünlerini çalamıyor ve son kozunu, namaz kılanın bakışlarını çalma ile kullanıyor: “Sağa baktırabilir miyim, sola baktırabilir miyim.” diye çabalıyor. Bu konuda Resûlullah (sav) şöyle buyurdu: “Allah, kula namazda, sağa sola bakmadığı müddetçe rahmetiyle yaklaşmaya devam eder. Sağa sola bakınca, ondan yüz çevirir.”
Hz. Ali ve Namaz
Efendimizin (sav.) menkıbelerinde denilir ki: Bir harpte Hz. Ali’nin (ra) mübarek ayağına bir ok gelmiş, okun demir kısmı kemiğe saplanmıştır. Bu yüzden okun demirini çekip çıkaramadılar. Bir cerrah bulup getirdiler. Cerrah demiri görünce Hz. Ali (ra.) Efendimize:
—Size aklı gideren, bayıltıcı bir ilâç vermeli ki, ancak o zaman bu demiri çekip almak mümkün olur. Yoksa bunun ağrısına tahammül edilemez dedi. Emir-ul Müminin (Müminlerin emin Halifesi) Hz. Ali Efendimiz:
—Bayıltıcı ilâca lüzum yok. Biraz sabredin. Namaz vakti gelsin. Namaza durunca çıkarırsınız buyurdu.
Namaz vakti geldi. Hz. Ali (ra.) namaza başladı. Cerrah da Emir-ul Mü’minin Hz. Alinin mübarek ayağını yarıp demiri çıkardı. Yarayı sardı. Hz. Ali (ra.) namazı bitirince cerraha:
— Demiri çıkardın mı? buyurdu. Cerrah:
— Evet, çıkardım efendim dedi. Hz. Ali (ra.):
— Hiç farkına varmadım. Ayağımdaki demiri çıkardığınızı duymadım buyurdu.
Hazreti Ali bir gün sabah namazına kalkamaz. O gün akşama kadar ibadetle meşgul olur. Ertesi gün kendisini, tanımadığı biri namaza kaldırır. Hazreti Ali ona “sen kimsin” der. O kimse Şeytan olduğunu söyler. Niçin bunu yaptığını sorunca da “Yine bütün gün Allah’a ibadet etmen beni memnun etmezdi” diye cevap verir. Evet şeytan vazifesini yerine getiriyor, Hazreti Ali de kendine düşeni yapıyordu. Namaz kılmayanlar, her gün şeytanı ne kadar sevindiriyorlar, düşünmeliler!
Hz. Osman ve Namaz
Osman’ın Azatlı kölesi Haris anlatıyor: Bir gün Hz. Osman’la (ra.) birlikte oturuyorduk. Namaz vakti gelince, bir kap su istedi. Abdest aldıktan sonra:
“Rasullullah’ın da benim gibi abdest aldığına ve abdest aldıktan sonra şöyle buyurduğuna şahit oldum: “Kim benim gibi abdest alır, sonra öğle namazı kılarsa, Allah onun sabahla öğle arasında işlediği günahlarını affeder. Sonra ikindi namazını kılarsa, öğle ile ikindi arasında işlediği günahları affeder. Daha sonra akşam namazını kılarsa ikindi ile akşam namazı arasında işlediklerini affeder. Yatsı namazını kılarsa, akşamla yatsı arasında işlediği günahları affeder. İşte bu namazlar günahları yok eden iyiliklerdendir” dedi.
Das Gebet