Zum Inhalt springen

46. Yirmi Birinci Lem’a

İhlâs hakkında

[On Yedinci Lem’a’nın On Yedinci Notası’nın yedi meselesindenDördüncü Mesele iken, ihlâs münasebetiyle Yirminci Lem’a’nın İkinciNokta’sı oldu. Nuraniligi sebebiyle Yirmi Birinci Lem’a olarak bu kitaba girdi.]
Bu Lem’a en azından on beş günde bir okunmalı.
„Sakın birbirinizle ihtilâf etmeyin; sonra korkuya kapılıp zaafa düşersiniz, rüzgârınız (kuvvetiniz) gider.“(Enfâl, 8/46).
„Namazlara kalkıp huşu ile Allah“ın divanında durun.“(Bakara, 2/238).
„Nefsini maddî ve manevî kirlerden arındıran kurtuluşa erer. Onu günahlarla örten ise ziyana uğrar.“(Şems, 91/9 – 10). „Ayetlerimi az bir fiyatla, yani dünya menfaati karşılığında satmayın.“(Bakara, 2/41).
Ey ahiret kardeşlerim ve Kur’an hizmetinde arkadaşlarım! Bilirsiniz ve biliniz: Bu dünyada, bilhassa ahirete ait hizmetlerde en mühim esas, en büyük kuvvet, en makbul şefaatçi ve manevi dua, en sağlam dayanak noktası, hakikate götüren en kısa yol, maksalara ulaştıran en kerametli usta, en yüksek haslet ve en saf kulluk ihlâstır.
Madem ihlâsta bu hususiyetler gibi çok nur ve kuvvet var. Ve madem bu müthiş zamanda, dehşetli düşmanlar, şiddetli baskılar, hücum eden bid’atlar ve sapkınlıklar karşısında bizler çok az, zayıf, fakir ve kuvvetsiz olmamıza rağmen gayet ağır, büyük, mukaddes ve bütün insanlıkla alâkalı olan imana ve Kur’an’a hizmet vazifesi Allah’ın ihsanı ile omuzumuza konulmuştur. Elbette bütün kuvvetimizle ihlâs kazanmaya herkesten daha çok mecburuz, bununla vazifeliyiz. İhlâs sırrını kalbimize yerleştirmeye son derece muhtacız. Yoksa hem şimdiye kadar yaptığımız kutsi hizmet kısmen ziyan olur, devam etmez; hem de ağır bir şekilde sorumlu oluruz.
„Ayetlerimi az bir fiyatla, yani dünya menfaati karşılığında satmayın.“(Bakara, 2/41) âyetindeki şiddetli ve tehditkâr ilâhi yasagi çiğneyip ebedî saadetimiz pahasına; manâsız, lüzumsuz, zararlı, keder veren, fenalığa, çirkin, riyakârca bazı süfli hislerin ve küçük menfaatlerin hatırı için ihlâsı kırmakla hem bu hizmetteki bütün kardeşlerimizin hukukuna tecavüz, hem Kur’an hizmetine ihanet, hem de iman hakikatlerinin kutsiyetine hürmetsizlik etmiş oluruz.
Ey kardeşlerim! Hayır yolundaki mühim ve büyük işlerin çok zararlı mânileri olur. Şeytanlar bu hizmetle vazifeli olanlarla çok uğraşır. O mânilere ve şeytanlara karşı ihlâs kuvvetine dayanm Ey kardeşlerim! Hayır yolundaki mühim ve büyük işlerin çok zararlı mânileri olur. Şeytanlar bu hizmetle vazifeli olanlarla çok uğraşır. O mânilere ve şeytanlara karşı ihlâs kuvvetine dayanmak gerekir. İhlâsı kıracak sebeplerden yılandan, akrepten çekindiğiniz gibi çekiniz. Hazreti Yusuf’un (aleyhisselâm) „Rabbimin merhamet edip korudukları hariç, nefis daima fenalığı ister, kötülüğe sevk eder.“(Yûsuf sûresi, 12,/53) dediği gibi, nefsi-emmarenize güvenilmez. Benliğiniz ve nefsi-emmareniz sizi aldatmasın. İhlâsı kazanmak, korumak ve ona mânî şeyleri ortadan kaldırmak için şu “düstur”lar rehberiniz olsun.
Dört Düsturunuz
Birinci Düsturunuz: Amelinizde gaye Allah’ın rızası olmalı.
Eğer O razı olsa, bütün dünya size küse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün insanlar sizi reddetse hükmü yok. O hoşnut olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti gerektirirse, sizler istemediğiniz halde sizi insanlara da kabul ettirir, onları da razı eder. O yüzden bu hizmette doğrudan doğruya, yalnızca Cenab-ı Hakk’ın rızasını esas maksat yapmak gerekir.
İkinci Düsturunuz: Kur’an hizmetinde bulunan kardeşlerini tenkit etmemek ve kendini onların üstünde, onlardan daha faziletli göstererek gıpta damarını uyandırmamaktır. Nasıl ki, insanın bir eli diğer eliyle rekabet etmez, bir gözü diğer gözünü tenkit etmez, dili kulağına itiraz etmez, kalb ruhun ayıbını görmez… Hatta hepsi birbirinin noksanını tamamlar, kusurunu örter, ihtiyacını karşılamasına, vazifesini yapmasına yardım eder. Yoksa insanın hayatı söner, ruhu gider, cismi de dağılar.
Hem nasıl ki, bir fabrikanın çarkları birbiriyle rekabet derecesine uğraşmaz, biri diğerinin önüne geçip ona hükmetmez; birbirlerinin kusurunu görüp tenkit ederek çalışma şevkini kırmaz ve birbirlerini miskinliğe düşürmezler. Belki bütün kabiliyetleriyle, hareketlerini asil maksatlarına yöneltmek için birbirlerine yardım eder, böylece hakiki bir dayanışma ve ittifak varoluş gayelerine yürürler. Eğer birbirlerine zıtlar eder ve rekabet derecesine girer ve fabrika karışır, yapılan işler neticese kalır. Sahibi de o fabrikayı tamamen yıkıp dağıtır. İşte, ey Risale-i Nur talebeleri ve Kur’an’ın hizmetkârları! Sizler ve bizler, insan-ı kâmil ismine lâyık öyle bir şahs-ı manevinin uzuvları ve ebedî hayatta sonsuz saadeti getirecek öyle bir fabrikanın çarkları hükmündeyiz. Rabbimizin, ümmeti-i Muhammed’i (aleyhissalâtu vesselâm) kurtuluş sahili olan “Darü’s-selam”a çıkaracak bir gemisinde çalışan hizmetkârlarız. Elbette, dört ferde bin yüz on bir ferdin manevî kuvvetini veren ihlâs sırrını kazanarak dayanmaya ve hakiki birliğe muhtacız, mecburuz.
Evet, aynı ayrı üç tane bir rakamının üç kıymeti vardır. Fakat yan yana gelince yüz on bir kıymetini alırlar. Aynı ayrı dört tane dördün on altı kıymeti var. Eğer kardeşlik sırrıyla, birleşmek maksadıyla ve vazifede ittifak niyetiyle buluşup bir çizgi üstünde omuz omuza verseler, dört bin dört yüz kırk dört kuvvetinde ve kıymetinde olurlar. Aynen bunun gibi, hakiki ihlâs sırrıyla on altı fedakâr kardeşin kıymetinin ve manevi kuvvetinin dört bin insanın kuvvetini geçtiğine tarihîyet pek çok hadisle delildir. Bu sırdaki incelik şudur: Hakiki, samimi bir ittifakta her bir şahıs, kardeşlerinin gözüyle de bakabilir, onların kulağıyla da işitebilir. Gerçek manâda birlik içinde bulunan on insanın adeta her biri yirmi gözle bakıyor, on akılla düşünüyor, yirmi kulakla işitiyor, yirmi elle çalışıyor gibi manevi bir kıymetleri ve kuvvetleri olur.
Üçüncü Düsturunuz: Bütün kuvvetinizi ihlâsta ve hakta bilmelisiniz.
Evet, kuvvet hakta ve ihlâstadır. Haksızlar dahi haksızlıkları içinde gösterdikleri ihlâs ve samimiyet sayesinde kuvvet kazanıyorlar. Evet, kuvvetin hakta ve ihlâsta olduğunun bir delili, şu hizmetimizde. Hizmetimizde bir parça ihlâs, bu davayı ispat eder ve kendi ne delil olur. Çünkü burada sizinle yedi-sekiz senede yaptığımız ilmi ve dinî hizmetten alınan netice, kendi memleketimde ve İstanbul’da yirmi seneden uzun bir sürede aldığımdan yüz derece fazladır. Halbuki memleketimde ve İstanbul’da, burada benimle çalışan kardeşlerimden yüz, belki bin kat daha fazla yardımcım vardı. Burada yalnız, kimsesiz, garip, yarı ümmi bir vaziyette; insafsız memurların göz hapsi ve baskıları altında olduğum halde sizinle yedi-sekiz senede yaptığımız hizmeti, o eski hizmetten yüz derece daha başarılı kılan manevi kuvetini, sizlerdeki ihlâstan geldiğine katiyen şüphem kalmadı.
Hem itiraf ediyorum ki, samimi ihlâsınızla beni, şan ve şeref perdesi altında nefismi okşayan riyadan bir derece kurtardınız. İnşallah tam ihlâsı kazanır, beni de tam ihlâsa ulaştırırsınız. Bilirsiniz ki, Hazreti Ali (radıyallahu anh) o mucizevi kerametiyie ve Hazreti Gavs-ı Âzam (kuddise sirruh) o harika gaybi kerametiyie, sizlere bu ihlâs sırrı sebebiyle iltifat ediyor ve himaye edercesine teselli verip hizmetinizi manen alkışlıyorlar. Evet, onların iltifatlarının ihlâsınıza sebebiyle geldiğinden hiç şüpheniz olmasın. Eğer bilerek bu ihlâsı bozarsanız o zatların tokadını yersiniz. Onuncu Lem’a’daki şefkat tokatlarını hatırlayınız.
Böyle manevi kahramanları arkanızda yardımcı, başınızda üstad bulmak isterseniz “(Hatta kendileri ihtiyaç duysalar bile) o kardeşlerine öncelik verir, onlara verilmesini tercih ederler.” (Haşir sûresi, 59/9) sırrıyla tam ihlâsı kazanınız. Şerefte, makamda, insanların size gösterdiği alakada, hatta maddi menfaatler gibi nefsin hoşuna giden şeylerde kardeşlerinizi nefsinize tercih ediniz. „Hiçbiriniz kendisi için istediğini kardeşi için de istemedikçe gerçekten iman etmiş olamaz.“(Buhârî, îmân 7, Müslim, imân 71, 72, Tirmizî, kıyâmet 59). Mesela, nefsinize bir bencillik gelmemesi için, çok tatlı ve güzel bir iman hakikatini muhtaç bir mümüne bildirmenin bile – ki bu, en masum ve zararsız menfaatlerdendir- mümkünse bunu istemeyen bir arkadaş tarafından yapılması hoşunuza gitsin. Eğer “Ben sevap kazanayım, bu güzel meseleyi ben söyleyeyim.” diye bir arzunuz varsa, gerçi bunda bir günah ve sakınca yoktur; fakat aranızdaki ihlâs sırrına zarar gelebilir.
Dördüncü Düsturunuz: Kardeşlerinizin meziyetlerini ve faziletlerini kendinizedeymiş gibi kabul edip onların şerefleriyle şükrederek iftihar etmektir. Tasavvufta fena fi’ş-şeyh, fena fi’r-resul tabirleri vardır. Ben sufî değilim. Fakat tasavvuf ehlinin bu düsturu, bizim yolumuzda fena fi’l-ihvan şeklinde güzel bir düsturdur. Kardeşler arasında buna tefani denir, yani birbirinde fâni olmak… Kendi nefsi hislerini unutup kardeşlerinin meziyetiyle ve hislerini düşünerek yaşamak… Zaten mesleğimizin esası kardeşliktir. Bu, baba ile evlat, şeyh ile mürit arasındaki münasebet değildir; hakiki kardeşlik bağıdır. Araya olsa olsa üstadlık girer.
Mesleğimiz Haliliye olduğu için meşrebimiz hıllettir. Bu meşrep, en yakın dost, en fedakâr arkadaş, en güzel takdir edici yoldaş ve en muhterem kardeş olmayı gerektirir. Bunun temel şartı samimi ihlâstır. Samimi ihlâsı kıran, hakiki kardeşliğin gayet yüksek kulesinin başından düşer. Derin bir çukura düşme ihtimali var. Ortada tutunacak yer bulamaz.
Evet, iki yol görünüyor. Kur’an’ın geniş caddesi olan şu hizmetimizden şimdi ayrılanların, bize düşman dinsizlik kuvvetine bilmeden yardım etme ihtimalleri var. İnşallah Risale-i Nur yoluyla Kur’an-ı Mu’cizu’lBeyan’ın kutsî dairesine girenler, daima nura, ihlâsa, imana kuvvet verecek ve öyle çukurlara düşmeyeceklerdir.
Ey Kur’an hizmetindeki arkadaşlarım! İhlâsı kazanmanın ve korumanın en tesirli yollarından biri, rabıta-yı mevt, yani ölümü hiç aklıdan çıkamamaktır. Evet, ihlâsı zedeleyen ve insanı riyaya, dünyaya sevk eden, hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya dalıp emellerinin peşinden gitmek olduğu gibi; insanı riyadan nefret ettiren ve ona ihlâsı kazandıran da rabıta-yı mevttir. Öleceğini ve dünyanın fani olduğunu akıldan çıkarmayıp nefsin hilelerinden kurtulmaktır. Evet, varlığın hakikatini bilen tarikat ehli zâtlar, Kur’an-ı Hakim’in
gibi ayetlerinden aldıkları dersle, hep ölümü düşünmeyi yollarının esası kabul etmiş, sonsuz arzuların kaynağı olan ebediyet kuruntusunu o bağ ile ortadan kaldırmışlardır. Onlar hayali bir şekilde kendilerini ölmüş, uyanıyor ve kabre konuyor farz edip öyle düşünükde nefs-i emmareleri o hayalin ve düşüncenin tesiriyle sonu gelmez emellerinden bir derece vazgeçer. Ölüme böyle bağ kurmanın pek çok faydası vardır. Hadis, – ev kema kalyani “Lezzetleri bozup acılaştıran ölümü çok zikrediniz!” beyanıyla bunu ders veriyor. Fakat mesleğimiz tarikat değil hakikat olduğu için ölümü tarikat ehli gibi farazi ve hayalî bir şekilde düşünmek zorunda değiliz. Hem bu, hakikat mesleğine uygun düşmez. Bizimki âkıbeti düşünerek geleceği şimdiki zamana getirmek değil, hakikat noktasında şimdiki zamandan geleceğe fikren gitmek ve öyle bakmak şeklinde olmalıdır. Evet, hiç hayale, varsayıma gerek kalmadan insan bu kısa ömür ağacının başındaki tek meyve olan kendi cenazesine bakabilir.

Pratik Uygulama

Birinci Düsturunuz:

Amelinizde Gaye Allah´ın Rızası Olmalı.
Günlük Zikir ve Dua: Günlük olarak Allah‘ı anmak için zikirlerde bulunun ve dua edin. Bu, Allah‘la daha yakın bir ilişki kurmanıza yardımcı olur.
Namazı Özenle Kılma: Namazları zamanında ve özenle kılmaya çalışın. Namaz, Allah‘la doğrudan iletişim kurduğunuz bir ibadettir.
Sadaka ve Hayır İşleri: Fakirler için sadaka vermek ve hayır işlerine katılmak, Allah‘ın rızasını kazanmanıza yardımcı olabilir.
Kendini gelisitir: Ahlaki değerlerinizi geliştirin, kötü alışkanlıklardan kaçının ve daha iyi bir insan olma yolunda çaba gösterin.
Kuran Okuma ve Tefsir İncelemesi: Kuran‘ı anlamak için tefsirleri okuyun ve Kuran‘ın öğretilerini günlük hayatınıza uygulayın.
Toplumsal Sorumluluklar: Toplumunuzda yardımseverlik ve adaleti teşvik edin. İslam›ın öğretilerine uygun bir şekilde davranarak Allah‘ın rızasını kazanabilirsiniz.
İbadetlerinizi Derinleştirin: İbadetlerinizi sadece bir rutin olarak değil, Allah‘ın rızasını kazanmak için bir fırsat olarak görün. İçtenlikle ibadet edin. Ibadetlerini Nafile ibadetleri ile süsleyin.
Sabır ve Şükür: Zorluklar karşısında sabırlı olun ve Allah‘a güvenin. İyi zamanlarda ise şükretmeyi unutmayın.
Tutkulara Karşı Kontrol: Nefsani arzularınıza karşı kontrol sağlamaya çalışın ve Allah‘ın hoşnutluğunu düşünerek doğru kararlar verin.

İkinci Düsturunuz

Kuran Hi̇zmeti̇nde Bulunan Kardeşleri̇ni̇ Tenki̇t Etmemek Ve Kendini Onların Üstünde, Onlardan Daha Faziletli Göstererek Gıpta Damarini Uyandırmamak.
İslam›ın Temel İlkelerine Odaklanma: Herkesin İslam›ın temel ilkelerine odaklanması ve ortak inançları paylaşmanın önemini hatırlaması gerekir.
İnsanlar Arasında İyi İletişim Kurma: İslam toplulukları arasında açık, dürüst ve sevgi dolu bir iletişim kurulmalıdır. İletişim eksikliği, yanlış anlamalara ve kıskançlığa yol açabilir.
Öğrenmeye ve İncelemeye Açık Olma: Farklı İslam toplulukları arasında anlayışı artırmak için diğer grupları daha iyi anlamak için çaba gösterin. İslam’ın farklı yorumlarına ve mezheplerine saygı gösterin.
Hoşgörü ve İyi Niyet: Diğer grupların da iyi niyetli olduğunu ve Allah‘ın rızasını aradığını kabul edin. Hoşgörü ve saygı önemlidir.
Toplumsal Sorumlulukları Paylaşma: İslam toplulukları, insanlığın genel sorunlarına yardım etmek için birlikte çalışabilir. Toplumsal sorumlulukları paylaşarak bir araya gelmek, rekabet yerine işbirliğini teşvik eder.
Önderlerin ve Alimlerin Rolü: Dinî liderler ve alimler, toplumlar arasında barış ve birlik mesajları iletmelidirler. Topluluklar arasında köprü oluşturabilirler.
Allah‘a Tevekkül Etme: İslam›da, tüm olayların Allah‘ın kontrolünde olduğuna inanılır. Bu nedenle, sık sık Allah‘a tevekkül ederek, O‘na güvenmek önemlidir.
Ortak Amaçlar Belirleme: İslam toplulukları arasında ortak amaçlar belirlemek, birlikte çalışmayı kolaylaştırabilir. İhlasa zarar verebilecek rekabeti azaltabilir.
Dini Eğitim ve Bilinçlendirme: İslam›ın öğretilerini daha iyi anlamak ve bilinçlenmek için dini eğitimlere katılmak, kişilerin daha sağlam bir temelde durmalarına yardımcı olabilir.
Dua Pratiği: Dua etmeyi ve Kuran hizmetinde bulunan kişilere Allah‘ın yardımını istemeyi içeren bir dua pratiği yapilabilir. Bu, başkalarına yönelik olumlu duyguları teşvik edebilir.

Üçüncü Düsturunuz

Bütün Kuvveti̇ni̇zi̇ İhlasta Ve Hakta Bi̇lmeli̇si̇ni̇z.
Nefsin Hoşuna Giden Şeylerde Kardesleri̇ni̇zi̇ Nefsine Tercih Ediniz.
İyilik ve Yardımlaşma Projeleri: Toplulukta veya okulda iyilik ve yardımlaşma projeleri düzenleyin. Örneğin, ihtiyaç sahiplerine yardım toplama veya ihtiyacı olan kişilere gönüllü yardım etme faaliyetleri gibi projelere katılın. Bu, başkalarının ihtiyaçlarını öncelikli hale getirme fırsatı sunar.
Düşünce ve Dua: Kendi duygusal durumlarımızın ötesine geçmek için düşünce ve dua pratiği yapın. Dua sırasında başkalarının mutluluğunu ve ihtiyaçlarını önemseyerek dua etmek, başkalarının nefsini tercih etmeye yardımcı olabilir.
Paylaşma ve Fedakarlık: Kendi varlıklarınızı ve kaynaklarınızı paylaşarak başkalarının ihtiyaçlarını gözetmek önemlidir. Özellikle ihtiyaç sahibi olanlara yardım etmeyi teşvik eden bir yaklaşım benimseyin.
Sorumluluk Almak: Kendinizi toplumunuzda veya okulunuzda bir sorumluluk sahibi olarak görün. Başkalarının ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak kararlar almak ve hareket etmek, başkalarının nefsini tercih etmeye yol açabilir.

Dördüncü Düsturunuz

Kardeşlerinizin Meziyetlerini Ve Faziletlerini Kendinizdeymiş Gibi Kabul Edip Onların Şerefleri̇yle Şükrederek İftihar Etmektir.
Kutlama ve Tebrik Etme: Kardeşlerinizin başarılarını içtenlikle kutlayın ve tebrik edin. Onların başarılarını onların sevinciyle birlikte yaşayın.
Teşekkür ve Minnettarlık: Kardeşlerinizin yardımlarını ve katkılarını takdir edin ve minnettarlığınızı ifade edin. Bu, onların fedakarlıklarını ve katkılarını göz önüne alarak yapılmalıdır.
Övgü ve Destek: Kardeşlerinize övgülerde bulunun ve onları destekleyin. Onların yeteneklerini ve meziyetlerini öne çıkararak onları cesaretlendirin.
Bilgi ve Deneyim Paylaşımı: Kardeşlerinizden öğrenme fırsatlarını değerlendirin ve onların bilgi ve deneyimlerinden yararlanın. Kendinizi onlardan öğrenecek çok şey olduğunuza inanın.
Kardeşlerinizin İlgi Alanlarına Saygı: Kardeşlerinizin ilgi alanlarına saygı gösterin ve onların bu ilgi alanlarında nasıl başarılı olduklarını takdir edin.
Empati Kurma: Kardeşlerinizin yerine kendinizi koyarak onların hislerini anlamaya çalışın. Bu, onların başarılarını daha derinden takdir etmenizi sağlayabilir.
Kardeşlerinizle İşbirliği: Kardeşlerinizle işbirliği yaparak birbirinize destek olun. Birlikte çalışarak daha büyük başarılar elde edebilirsiniz.
Alçakgönüllülük ve Kendini Kontrol Etme: Kendi egonuzu kontrol altında tutun ve alçakgönüllü bir tutum sergileyin. Kendinizi kardeşlerinizin önünde değil, onlarla birlikte bir ekip olarak görmeye çalışın.

Geri Bildirim

Dieses Formular wurde gelöscht oder ist nicht verfügbar.