Zum Inhalt springen

9. Sınıf

89.Mesuliyet Hissiyle Dine Hizmet Etmek

  • von

Yeryüzünde dine hizmetten daha büyük bir vazife yoktur. Şayet olsaydı, Allah, seçip gönderdiği peygamberlerine o vazifeyi yüklerdi. İrşad, güneş gibi doğup insanlığı aydınlatma, Allah’ı tanıtma ve insanları saflaştırıp özlerine erdirme mânâ ve hususiyetiyle nebiler için en yüce paye ve Allah indinde en nezih bir meslek ve vazifedir. Hz. Âdem’den beri bu davete icabetle, aynı vazifeye sahip çıkan herkes, bu noktada nebilere iştirak etmiş ve onlarla aynı sofrada oturmuş olur. İşte… Weiterlesen »89.Mesuliyet Hissiyle Dine Hizmet Etmek

88. Hizmetin Önemi ve Dava Adamı

  • von

Her şeyin iki dili vardır: Hâl dili ve Kal (söz) dili Bir meselenin gerektiği şekilde anlaşılması ve benimsenmesi her iki dilin geniş zaman içerisinde biri diğerine tercümanlık yaparak yardımcı olmalarına, birbirlerinin ayıplarını örtmelerine ve birbirlerinin eksiklerini tamamlamalarına bağlıdır. Bu durumda hizmet ehline düşen, diliyle okuduğu, anlattığı veya milleti davet ettiği şeyleri, kendisi hareket ve davranışlarıyla tablolar hâlinde göstermektir. Sözleriyle anlattığı şeyleri yaşamıyor haliyle onları göstermiyorsa çok bir mânası yok demektir… Weiterlesen »88. Hizmetin Önemi ve Dava Adamı

87. Hizmet

  • von

Hizmet; Hocaefendi’nin ve Bediüzzaman Üstadımızın açmış olduğu iman ve Kur’an davasında, yani Allah yolunda (Rabbimizin ve Efendimizin (s.a.v.) adını bütün dünyaya hakkıyla duyurma), son nefesimize kadar koşturma vazifesidir. Hizmet bir yaşam biçimidir, hayatı; islam’ın, Kur’an’ın ve sünnetin ölçülerine göre yaşama şeklidir. Hayatı yaşarken günümüzün şartlarına dikkat ederek etrafımızdaki insanlarla ve arkadaşlarımızla ilgilenme, onlara Rabbimizi ve Efendimizi (s.a.v.) anlatma, tanıtma ve duyurma işidir. Hocaefendi’nin bugünkü hizmetin temellerini attığı yer İzmir, orada… Weiterlesen »87. Hizmet

86. Hocaefendiyi Tanıyanlardan Hatıralar ve Hizmetlerin Başlaması

  • von

Annesinin (Refia Hanım) Dilinden Hocaefendi Hocaefendi, beş yaşında Kur’an’ı hatmetti ve bütün namaz surelerini ezberledi. Daha sonra da vakti gelince okula gitti. Yedi-sekiz yaşlarındayken, bir ara geceleri birden ayağa kalkıp “Lebbeyk Ya Rasulallah!” demeye başladı. Ben, onun bu halinden çok endişe ediyor ve sabahlara kadar uyuyamıyordum. Kendisine bir şey görüp görmediğini soruyordum; her defasında görmediği cevabını alıyordum. Bu durum kendisinde günlerce devam etti. Babasına durumu söyledim. Bir gün sabaha kadar… Weiterlesen »86. Hocaefendiyi Tanıyanlardan Hatıralar ve Hizmetlerin Başlaması

85. Hocaefendi Hakkında

  • von

Sevilmesi gereken bir insanı sevmemiz ve başka bir insana sevdirmemiz için o insanın vasıflarını gereği gibi bilmemiz ve anlatmamız gerekir. Hocaefendi kendisine çevrilen nazarları devamlı Kur’an-ı Kerim’ e, Rabbimize (c.c.), Resulullah’a (s.a.v.) yöneltmiş kendi zâtına sevgi ve saygı gösterilmesinden son derece rahatsız olmuştur. Hocaefendi bütün hayatı boyunca Allah ve Resulünü anlatmış ve Sırat-ı Müstakim’e giden çizgiyi göstermiştir. Hocaefendi’yi tanıyan, seven ve onun arkasından gidenlerin gönüllerinde dinî meselelere karşı merak uyanmakta… Weiterlesen »85. Hocaefendi Hakkında

72. Kulluk

  • von

Peygamberin gönderiliş gayesi, insanın yaratılış gayesiyle aynı noktada birleşir. O da Allah’a kul olma çizgisidir. Cenâb-ı Hakk, Kur’ân-ı Kerîm’de: “Ben cinleri ve insanları ancak Bana kulluk yapsınlar diye yarattım.” (Zâriyât Suresi, 51/56) buyurarak bu hususa işaret etmektedir. Demek oluyor ki bizim esas yaratılış gayemiz, Allah’ı bilip tanımak ve O’na layıkıyla kul olmaktır. Yoksa yeme içme, mal ve mülk kazanma veya dünya boyutlu ev bark sahibi olma değildir. Gerçi bunlar da… Weiterlesen »72. Kulluk

71. İbadetin Fazileti

  • von

İbadet hiçbir fayda veya çıkar için yapılmaz. İbadet ancak Allah’ın emri olduğu ve O’nun rızasını kazanmak amacıyla yapılır. İbadette temel amaç ne cennet arzusu ne de cehennem korkusudur. Ancak Allah rızası için samimi bir niyetle ibadet eden kimseler, ibadetlerinin faydalarını hem dünyada hem de âhirette göreceklerdir. Kula düşen, ibadetlerin hikmet ve faydalarını gözetmeksizin, kayıtsız şartsız Allah’ın emirlerine boyun eğmektir. Allah’a karşı hakikî kulluğun gereği de budur. Çünkü kulluk, kulun Allah’ın… Weiterlesen »71. İbadetin Fazileti

70. Allah’ın Bizim İbadetimize İhtiyacı Var mı?

  • von

Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, her şey O’na muhtaç olan Yüce Allah’ın, bizim gibi âciz kulların ibadetine hiç mi hiç ihtiyacı yoktur. O, bizim hiçbir şeyimize muhtaç değildir. Çünkü kâinat ve içindekiler, ne varsa her şey O’nundur, O’nun mülküdür. Son derece âciz ve zayıf bir kul olarak bizler muhtaç ve fakiriz. İhtiyaçlarımız ebede kadar uzanmış; bir çiçeği istediğimiz gibi, bir baharı da istiyoruz. Hatta ebedî cenneti de istemekten kendimizi alamıyoruz. Dünya… Weiterlesen »70. Allah’ın Bizim İbadetimize İhtiyacı Var mı?

69. İbadet Nedir?

  • von

İman edip makbul ve güzel işler (ibadet ve amel) yapanları müjdele: Onlara içinden ırmaklar akan cennetler vardır. İbadet; kulun, Allah Teâlâ’ya karşı tekbir, hamd, şükür gibi vazifelerini, O’nun emrettiği tarzda yerine getirmesidir. İbadet, “abd” kökeninden geliyor ve “kul olma” mânâsını taşıyor. Evet, dünyaya baktığımızda bütün canlılar bu mükemmel sistem içerisinde hayatlarını devam ettirmektedir. İnsan da öyledir. Zira insan, dünyaya geldiğinde yaşaması için gerekli olan havayı, suyu ve sâir ihtiyaçlarını hazır… Weiterlesen »69. İbadet Nedir?

83. Die Bedeutung Der Begriffe Tebliğ, Irshad, Emri Bil Maruf Und Nehyi Anil Münker

  • von

Die Wortbedeutung von Tebliğ ist die Übermittlung von Nachrichten. In der Religion bedeutet es, über etwas zu informieren, das als gut angesehen wird, anderen Menschen, Ländern und Nationen das Gute, seine Reinheit und seinen Wert zu vermitteln, sie zu erziehen und sie einzuladen, es anzunehmen. Irshad bedeutet, die vom Islam offenbarten Wahrheiten zu erklären und die Menschen auf den richtigen Weg, den geraden Weg, zu führen. Die Essenz des Irshad… Weiterlesen »83. Die Bedeutung Der Begriffe Tebliğ, Irshad, Emri Bil Maruf Und Nehyi Anil Münker